İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ceyda Karan ile ‘’Suriye’yi Yeni Dönemde Neler Bekliyor?’’

Tarih: 15 Mart 2019

Agora konseptinde kurgulanan Ortadoğu Etütleri’nin yedinci toplantısı gazeteci Ceyda Karan’ın katılımı ile gerçekleşti. Toplantının ana konusu olan Suriye’nin yeni dönemi ile ilgili tartışmaya geçmeden önce Karan, Suriye’nin dünü ve bugünü üzerine konuşmayı başlattı. Suriye’nin içinde barındırdığı farklı etnik yapılardan ve 20. yüzyıldaki bağımsızlık mücadelesinden bahsedildikten sonra Ceyda Karan, Arap dünyasının çağdaşlaşma dönemi olarak nitelediği Baas akımı ve Hafız Esad dönemi üzerinden kısaca Suriye’nin yakın tarihini özetledi. Bu süreçte Suriye’de yaşanan bazı toplumsal olaylara değinildi. Karan, Suriye’nin İhvancı kalkışmalar konusunda bir hafızasının olduğunu dile getirirken 1982’deki Hama Katliamını buna örnek olarak gösterdi. Yaklaşık otuz sene sonra, 2011’de meydana gelen olayların bu kalkışmanın ikincisi sayılabileceğini belirten Ceyda Karan, Arap Baharı olarak adlandırılan süreci, bir karşı devrim olarak niteledi. Toplantının bu kısmında katılımcılarla birlikte Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin başlangıcı, ilerleyişi ve çıktıları üzerinde duruldu. Bu süreçte, ekmek ve iş gibi temel hakları talep eden Ortadoğu halklarının sürecin sonunda yeni iktidar oluşumlarında yer alamamaları üzerine konuşuldu. Karan, bu hususta karşı devrimi “toplumun eriştiği düzeyi düşürmek” olarak tanımlarken Arap dünyasında yaşanan ve karşı devrim ile sonuçlanan bu süreçte, toplumsal kodların siyasal İslam ile doldurulduğunu ve kapitalizmin siyasal İslam’ı dert edinmediğini belirtti.

Süreç boyunca yapmış olduğu Ortadoğu seyahatlerinden örnekler veren Karan, o dönem Şam’da Türkiye’de yaşanan Gezi olaylarındaki gibi kitlesel bir hareket olmadığını ancak çıkan olayların küçük gruplar tarafından gerçekleştiğini vurguladı. Yine benzer şekilde, Sünni nüfusun çoğunun Esad’a karşı ayaklanmadığını belirten Karan, ayaklanan kesimin daha ciddi İslamcı bir yapıya sahip olduğundan söz etti.

Suriye’nin yıkılmamasını Halep’in çok iyi savunulmasına bağlayan Karan, Suriyeli Kürtlerin de işbirliği ile Amerika’nın Suriye’nin kuzeyinde etkin bir baskınlık kurduğunu dile getirdi. Kuzey Suriye’den bahsederken bölgede Arap nüfusunun yoğunlukta olduğunu söyleyen Karan, bölgedeki Kürtlerin başlangıçtaki kendilerini koruma amacının bir süre sonra kendi devletini kurma hesabına döndüğünü belirtti. Yine katılımcıların da katkılarıyla Suriye’de yaşananlar temel alınarak Ortadoğu’da yaşanan Kürt sorunu üzerine tartışıldı. Bölgenin tarihi gereği farklı etnik yapıları bir arada barındırdığının altı çizilerek çözümün birlikte yaşama isteği ve becerisi çerçevesinde bulunabileceği dile getirildi. Etkinliğin bu kısmında, tartışma ulus-devlet inşası üzerine evrildi.

Toplantının sonuna doğru Ceyda Karan, Suriye’deki savaşın üç ana sonucu olduğunu söyledi. Birincisi, Suriye’nin devlet olarak Libya’ya benzemesinin önüne geçildiğini belirtti. Suriye’nin çok kültürlü kimliği ve çoğulcu kültürüyle bu süreçten çıktığını vurguladı. İkinci sonuç olarak İdlib’te cihatizmin ve Kuzey Suriye’de Amerika destekli bir Kürt milliyetçiliğinin ön plana çıktığını belirtti. Son olarak Karan, iç savaş sonrasında ülkenin yeniden inşa edilme sürecinden bahsetti. Her ne kadar süreçten yıkılmadan çıkmış olsa da Suriye’de devlet mekanizmasının sarsıldığının ve önemli bir nüfus kaybı yaşandığının altını çizdi. Bu nedenle yeniden inşa sürecinde ciddi alt yapı sıkıntıları olduğunu ve bunlar aşılmadan tamamen egemen bir Suriye’yi göremeyeceğimizi belirtti. Etkinliğin son sözlerinde Türkiye’nin yeni dönemi ile Suriye’nin yeni döneminin birbiriyle bağlantılı olduğu dile getirilirken Ceyda Karan, tüm bu yaşananlardan sonra hala Suriye üzerine konuşabilmemizi, Suriye’de gerçek bir devlet aygıtı ve düzeni olmasına bağladı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir