İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Makale | Bir Hayatsız Bırakma Girişimi Olarak KHK’lar: Barış İçin Akademisyenler Örneği, Cemile Sarı.

Bir Hayatsız Bırakma Girişimi Olarak KHK’lar: Barış İçin Akademisyenler Örneği*

Cemile SARI**

Özet

Son yıllarda Türkiye’de “terör” ve “terörist” kavramlarının çok muğlaklaştığı ve bu muğlaklaştırmanın, iktidar tarafından, kendi kitlesini konsolide etmek ve “öteki” olarak gördüğünü yok etmek için bir araç olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmada, Michel Foucault’nun “yaşatmak ve ölmeye bırakmak” kavram seti ve linç kültürü üzerine yapılmış çalışmalar eşliğinde, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” adlı bildiriden sonra üniversitelerden ihraç edilen akademisyenler (Barış İçin Akademisyenler) için işletilen, damgalanma, dışlanma ve yok edilme pratikleri tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Ölmeye Bırakmak, Linç, Toplum Bekçiliği, Terör, Damgalama, Dışlama.

Abstract

In recent years, Turkey “terrorism” and “terrorist” are seen as too ambiguous concepts. This ambiguity seems to be used by the government as a means of consolidating its own mass and destroying what it regards as the “other”. In this study, accompanied by Michel Foucault’s concept set “to keep alive and to lead to death” and lynch culture, will be discussed it was run for academics (Academicians for Peace) who were expelled from universities because of “We will not be a party to this crime” memorandum.

Key Words: to Lead to Death, Lynch, Vigilantism, Terror, Stigmatistion, Exclusion.

Giriş

Genel bir aramayla “terör” kelimesinin sözlük manasına bakıldığı zaman, karşılık olarak “genellikle siyasal bir dava uğruna girişilen, toplumu korkutmaya, yıldırmaya yönelik her türlü eylem” cümlesi görülür. Terör kavramı, son yıllarda Türkiye siyasi gündeminde ve toplumunda kendisine sıklıkla yer bulan bir kelime; hatta bu kelime, gündelik yaşantımızın çok fazla içine girdi ve yaşantımıza nüfuz etmiştir. Terör kelimesinin bu derece hayatımızın içine girmesine bağlı olarak Türkiye’de birçok hak ihlali de yaşandı. Binlerce insan “terörist oldukları” ya da “terör propagandası yaptıkları” gerekçesiyle işlerinden edildi, ceza mahkemeleri de “terör propagandası yapmak” suçunun gerekçe gösterildiği ceza davalarıyla doldu.

Bunlardan bir tanesi –ve en bilineni- de Barış İçin Akademisyenler örneği. Ben bu çalışmada, Michel Foucault’nun “yaşatmak ya da ölmeye bırakmak” kavram seti eşliğinde, Barış İçin Akademisyenler topluluğuna yönelik başlatılan süreci ve linçi tartışmaya çalışacağım. Amacım, sağ iktidarların kitlelerini konsolide etmek için kullandığı aracın, neoliberal toplumsal formasyonun içerisinde, üniversitelerin de düzenlenmesi için, bir toplumsal ve siyasal araç olarak kullanıldığının altını çizmek yani bir iktidar sağlamlaştırma yöntemi olarak “ölmeye bırakmanın” ve “linç kültürünün” neoliberal politikaların önemli bir aracı olduğunu ortaya koymaktır. Önce kısaca kuramsal bir çerçeve sunup, daha sonra gazete haberleri ve siyasilerin basına yansıyan demeçleri üzerinden süreci yorumlamaya ve “ölmeye bırakma”nın izlerini sürmeye çalışacağım. Çalışmanın sonunda yer alan “Ekler” adlı bölümde de ilgili bildirinin tam metnine ve bildiri imzalandıktan sonra yaşanan hak ihlallerini gösteren bir tabloya yer vereceğim.



* Bu yazı barış isteğini her koşulda dile getiren, sivil ve siyasal olarak ölüme bırakılmasına rağmen söylediği sözde direnen akademisyenlere -Barış İçin Akademisyenler’e- adanmıştır.

** Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Sosyoloji ve Metodoloji Programı, Yüksek Lisans Öğrencisi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir