UNIVERSUS

PROJE JÜRİSİ

Etkinlik Raporu

 

“Día”

Baran Erdoğan

Bilge Kobak

Dilara Selçuk

Konuk Jüri: Doç. Dr. Gül Köksal

 

Tarih: 14 Mayıs 2018

"Sorunların çokluğuna karşı çözümlerin çokluğunun önerisi olarak Día..."

"Sürdürülebilir geleceğini tasarla" teması altında mimari bir proje olarak Baran Erdoğan, Bilge Kobak ve Dilara Selçuk tarafından tasarlanan Día'nın jürisi Doç. Dr. Gül Köksal'ın katılımı ile gerçekleşti.

Baran Erdoğan, kozmopolit bir şehir olarak İstanbul’un her gün giderek çoğalan farklılıkları ile çok eski zamanlardan bu yana etkileyici şehir örneklerinden biri olma özelliği taşıdığını ve bu büyümenin beraberinde kültür, eğitim ve çevre üzerinde yeni sorunlar getirdiğini sunumunda anlattı. Sonrasında Día’nın Latincedeki mitolojisinden bahsederek, proje alanı için nasıl Beşiktaş Zafir Konakları’nın seçildiğini anlattı.

Bilge Kobak, Zafir Konakları’nın şu anki kurgu olan pratik ve teori arasında yapım öğrencileri için nasıl bir alana dönüştüğü, sürdürülebilir çevre teknolojilerinin tarihi yapılara nasıl entegre edildiğini anlattı.

Doç. Dr. Gül Köksal projeyi mimari açıdan değerlendirirken diğer katılımcılar da proje üzerinden görüş belirttiler.

 

 

UNIVERSUS

 

AGORA

 

Etkinlik Raporu

 

 

 

“Devrim Fikri Üzerine”

 

Dr. Ali Yalçın Göymen

 

 

 

Tarih: 22 Mart 2018

 

UNIVERSUS AGORA’nın ilk etkinliğine “devrim fikri üzerine” yeniden düşünmeye çağıran akademisyen Ali Yalçın Göymen konuk oldu.  Etkinlikte güncel siyasetin kriz halinden çıkış yollarının mümkün olup olmadığı üzerine tartışmalar yürütüldü. Ali Yalçın Göymen’in Şubat 2018 tarihinde Habitus Kitap tarafından yayımlanan ‘Devrim Fikri Üzerine’ adlı kitabının içeriği üzerine bir sunum gerçekleştirildi.

 

Yabancılaşma kavramının analizi ve devrimci öznenin yabancılaşmış insanın mevcut koşullar içerisinde bir reddedişi ile kurulacak olduğu ve bu reddedişin efsunlu bir an olmadığının altı çizildi. Bu bağlamda Marx’ın kavramlarına geri dönerek yeniden düşünüşün yaratacağı imkanlar sorgulandı.

 

Çalışmanın temel argümanı olarak devrimci öznenin kuruluşunun zorunluluk olduğu fakat mevcut krizlerin bir sonucu olarak kendiliğinden çıkmayacağı belirtildi. Temsiliyet ve demokrasi, ekolojik kriz ve cinsiyet eşitsizliğinin bütüncül anlamda yeni devrimci öznenin aşmak zorunda olduğu temel meseleler olduğu vurgulandı.

 

Etkinlik kapsamında müşterekler literatürü irdelendi ve müşterekler siyaseti üzerine düşünmeye davet edildi.

 

 

 

Sineversus’da bu hafta Polonyalı ünlü sinemacı  Krzysztof Kieslowski’in 1988 yılı yapımı Cannes film festivali jüri özel ödüllü filmi Öldürme Üzerine Bir Film’in gösterimi yapıldı. Gösterim sonrası yapılan tartışmada Kieslowski’nin gerçeklik algısına ve sinema tasvirine değinildi. Filmde yapılan hukuk eleştirisi, Kieslowski’nin gerçeklik algısı etrafında şekillenirken; kötülüğün, ölümün heryerde olduğunu ve bunu caydırma, ceza girişimleri gibi, engellemelerin mümkün olmayacağını görmekteyiz. Diğer bir değişle, insanların, gerçekliğin hakikatini perdeleme  çabasının boşa olduğunu Kieslowski bu filmde de izleyicinin suratına vuruyor.

 

UNIVERSUS

DENİZ KABUĞU GÜNLERİ VII

Etkinlik Raporu

 

“Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın”

Prof. Dr. Fatmagül Berktay

 

Tarih: 15 Mart 2018, Perşembe

Deniz Kabuğu Günlerinin yedinci etkinliğinde, Prof. Dr Fatmagül Berktay’ı "Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın” isimli eseri odağında ağırladık.

Disiplinler arası bir yaklaşımla kadının ikincilliğinin doğal kabul edilerek bunun, kadın bedeninin denetlenmesinin meşru gerekçesi sayılmasının ataerkil sistemin ayırt edici bir özelliği olduğu üzerinde dururken benzer koşullarda ortaya çıkan bu üç tektanrılı dinin de kadınlara ilişkin tutum ve anlayışının geçen zamana rağmen pek bir değişiklik göstermediği ele alındı.

 

Pedro Almodovar’ın yönetmenliğini yaptığı Annem Hakkında Her Şey, oğlunun ölümünden sonra kendini bir zamanlar terk ettiği yere dönmek zorunda hisseden bir kadının hikayesiyle başlarken bir yandan da bizi bir çok farklı kadınla tanıştırır. Kadın filmlerinin yönetmeni olarak tanınan Almodovar çözümü yine kız kardeşliğin gücünde bulacaktır.

Film sonrası oluşturulan tartışmada karakterler ve onların hikayeleri çözümlenirken bir yandan da toplumsal cinsiyet rolleri sorgulanmıştır.