Genel Olarak

Marksist hukuk teorisi birçok yönüyle güncel tart??malar?n konusunu te?kil etmektedir. Bu tart??malar iki husus üzerine yo?unla??r. Birincisi gerçekten bir marksist hukuk teorisinden bahsedilip bahsedilemeyece?i ikinci ise tarihsel maddeci fikrin hukuku analiz etmekte kapsam ve yöntem itibariyle ba?ar?l? olup olmad??? sorunudur. Kanaatimizce birinci sorun, di?erine göre daha fazla bilimsel bir nitelik göstermektedir. Zira marksist hukuk teorisinin (liberal) hukuku analiz etmekte ba?ar?s? ço?u zaman spekülatif olabilmektedir. Hâlbuki marksist hukuk teorisinin var olup olmad??? meselesi kendi içinde ba?ka temel sorunlar? da bar?nd?r?r. Buna göre marksist bir hukuk varsa bu neyi çözümler ve neyi in?a eder? Böyle bir hukuk teorisi varsa bu hangi hukuk ekolünün içinde de?erlendirilebilir? Ya da hiçbir hukuk ekolünde de?erlendirilemeyecek kadar özgün bir yap?ya m? sahiptir? K?sa say?labilecek çal??mam?z daha ziyade bu sorunlarla me?gul olmay? amaçlamaktad?r. Marksist hukuk teorisine yöneltilen ele?tirilerin de?erlendirilmesi ise bu çal??man?n kapsam?n? a?ar 1 . Marksizmin kurucular? sistematik bir devlet ve hukuk teorisi olu?turmam??lard?r. Marx ve Engels’in hukukla ilgili belirgin bir çal??mas? oldu?undan da bahsedilemez. Ancak bu, onlar?n hukuk konusu hakk?nda hiçbir ?ey söylemedikleri anlam?na da gelmez. Marx ve Engels, tarihsel maddecili?in hukuku nas?l konumland?rd??? konusunda önemli ipuçlar? verir. ??te bu ipuçlar?n?n sistematik bir anlat?ya dönü?türülmesi de Sovyet marksist ve hukukçu Evgeny B. Pasukanis taraf?ndan yap?lacakt?r. Pasukanis,“Genel Hukuk Teorisi ve Marksizm” isimli özgün eserinde marksist hukuk teorisinin dayana??n? olu?turan ç?kar?mlar? sistematik ?ekilde aç?klar. Çal??mam?z marksist hukuk teorisinin unsurlar?n? Pasukanis’in eseri üzerinden de?erlendirecektir. Ancak bu de?erlendirmeden önce Marx ve Engels’in hukuk üzerine olan dü?ünceleriyle Pasukanis’in yapm?? oldu?u sistematikle?tirme aras?ndaki aç?k ba?lant? aç?klanacak; daha sonra Pasukanis’in marksist hukuk teorisi de?erlendirilecek ve bu aç?klamalardan sonra marksist hukuk teorisinin hukuk bilimindeki yeri tespit edilecektir.

 

Marx ve Engels’in Tarihsel Maddeci Hukuk Yakla??mlar? ve Ekonomik Belirlenim

Marx, Ekonomi Politi?in Ele?tirisine Katk?’da ?u ifadelerde bulunmu?tur: “Bu üretim ili?kilerinin tümü, toplumun iktisadi yap?s?, belirli bir toplumsal bilinç ?ekillerine tekabül eden  bir hukuki ve siyasal üstyap?n?n üzerinde yükseldi?i somut temeli olu?turur. ?nsanlar?n varl???n? belirleyen ?ey, bilinçleri de?ildir; tam tersine onlar?n bilincini belirleyen ?ey toplumsal varl?klar?d?r. Geli?melerinin bir a?amas?nda toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ili?kilerine ya da bunlar?n hukuki ifadesinden ba?ka bir ?ey olmayan, mülkiyet ili?kilerine ters dü?er.2

T?rnak içindeki ifadelerde birbiriyle do?rudan ba?lant?l? iki ç?kar?mdan bahsetmek gerekecektir. Birincisi hukuk ve siyasal kurumlar birer üst yap? kurumudur. Mülkiyet, bir üstyap? kurumu olan hukukun kapitalist üretim ili?kileri taraf?ndan somut belirlenimidir. Ba?ka bir ifadeyle Marx, hukuktan bahsederken sonraki cümleden hukuku “mülkiyet” olarak somutla?t?rmaktad?r. Bu esasen hukukun üretim ili?kilerinin bir ifadesi oldu?unu göstermektedir. “?fade” kelimesi bizim de kat?ld???m?z üzere Karahano?ullar? taraf?ndan bilinçli olarak seçilmi?tir. Zira hukuk, üretim ili?kilerinin bir “yans?mas?” olmaktan ziyade bir “ifade” olabilir. Hukukun bir “yans?ma” oldu?unu iddia etmek kaba ekonomik belirlenimi de kabul etmek anlam?na gelecektir3. Hâlbuki bunun Marx/Engels için tam anlam?yla geçerli oldu?unu söylemek mümkün de?ildir.

Marx, benzer bir görü?e Felsefenin Sefaleti eserinde varmaktad?r. Ancak burada vard??? sonuç bizim de de?erlendirmemizi detayland?rmam?za olanak sa?lar niteliktedir. Buna göre: “Tarihin her a?amas?nda mülkiyet farkl? sosyal ili?kilerde ve farkl? ?ekillerde geli?mi?tir. Burjuva mülkiyetini tan?mlamak asl?nda burjuva üretim ili?kilerinden kaynaklanan sosyal ili?kileri gözler önüne sermekten ba?ka bir ?ey anlam?na gelmez. Mülkiyeti ba??ms?z bir ili?ki, kendine has bir kategori, soyut ve s?n?rs?z bir fikir olarak tan?mlamak esasen bir içtihat ve metafizik yan?lsamas?ndan ibarettir.4

Bu iki al?nt? bize birbiriyle ba?lant?l? ve sistematik bir ç?kar?m yapma olana?? vermektedir:

 

i.  Hukuk, üretim ili?kilerinin bir ifadesidir(belirlenimidir).

ii.  Mülkiyet, soyut olan hukukun Marx’?n bak?? aç?s?na göre somutlam?? biçimidir. Marksist teori esasen özel mülkiyetle ilgilenecektir.

iii.   Hukukun (mülkiyetin) biricikli?inden bahsetmek mümkün de?ildir. Hukuk (mülkiyet), bir belirlenimdir.

iv.   Hukukun biricikli?ini iddia etmek asl?nda hukukun kendinde ?eyli?ini iddia etmektir. Ba?ka bir ifadeyle bu sosyal bir olgu olan hukuku metafizi?in konusu hâline getirir.

Bu ç?kar?mlar?n?n birbiriyle ba?lant?lar? yukar?da gösterdi?imiz ?ekildedir. Ancak as?l amac?m?z Marx’?n dördüncü ve son ç?kar?ma nas?l geldi?ini göstermekti. Zira neredeyse bütün marksist hukuk teorisi bu son ç?kar?ma dayanmaktad?r. Burada aç?k bir liberal hukuk (burjuva hukuku) ele?tirisi söz konusudur. Pasukanis’in sistematik hukuk teorisindeki ç?k?? noktas? ise buras? olacakt?r. Pasukanis, Marx’?n bu miras? üzerinden marksist hukuk teorisini, liberal hukukun (burjuva hukukunun) ele?tirisi üzerine kuracakt?r.

Marksist hukuk teorisini aç?klayama yard?mc?s? olmas? için son olarak seçti?imiz metin Engels’in “Hukukçular Sosyalizmi” makalesidir. Engels’e göre: “Dinsel sancak ?ngiltere’de son kez olarak 17.yy’da dalgaland? ve ancak elli y?l sonra burjuvazinin klasik yeni kavram? hukuksal dünya anlay??? Fransa’da aç?kça sahneye ç?kt?. Bu anlay??, tanr?bilimci anlay???n dünyasalla?t?r?lmas?yd?. Dogman?n, tanr?sal hukukun yerini insan hukuku, kilisenin yerini devlet al?yordu. Kilise onlara onay?m veriyor diye, eskiden kilise ve dogma taraf?ndan yarat?lm?? gibi kabul edilen ekonomik ve toplumsal ili?kiler, ?imdi hukuk üzerine kurulmu? ve devlet taraf?ndan yarat?lm?? kabul ediliyordu….Bu hukuksal normlar?n?n kayna??n?n ekonomik olgular olmad???, onlar?n devlet taraf?ndan resmi olarak ortaya konuldu?u san?l?yordu.5

Engels’in bu ifadeleri marksist hukuk teorisinin asl?nda üst yap? kurumu olan hukuku hangi zaman s?n?rlar? içerisinde de?erlendirece?ini göstermektedir. Modern hukuk öncesi di?er sistemler –ki bunlar?n yukar?daki metne göre hukuk olarak adland?r?l?p adland?r?lamayaca?? da ?üphelidir- marksist hukuk teorisinin kapsam? içine girmeyecektir. Öyle ki modern kapitalist üretim ili?kilerine benzerli?i sebebiyle Pasukanis zaman zaman Roma ?mparatorlu?u dönemindeki hukuka at?f yapsa da bu fikrini vurgulama çabas?ndan ba?ka bir anlam ta??mamaktad?r.

 

Pasukanis’in Genel Hukuk Teorisi ve Marksizm Eserindeki Kavramsalla?t?rmalar

Yukar?da gösterdi?imiz çerçeveden hareketle marksist hukuk teorisi ve Pasukanis için hukuk kavram?n?n asl?nda liberal hukuka atfen kullan?ld???n? rahatl?kla söyleyebiliriz. Zira birazdan de?inece?imiz üzere Pasukanis için komünist ekonomik modelde “hukuktan” bahsetmek söz konusu olamayacakt?r. Ba?ka bir ifadeyle bir proleter hukuktan bahsedilemez. Kapitalist üretim ili?kisinden sonraki dönemde art?k devlete ve hukuka gerek kalmayacak; hukuk sönümlenecektir6. Dolay?s?yla marksist hukuk teorisinde “proleter hukuk” diye bir kavram kabul görmeyece?inden “hukuk” kavram?ndan anla??lmas? gereken bir liberal demokrasi (burjuva demokrasi) kurumudur. ?u ifadeleri Pasukanis’in ç?k?? noktas?n? göstermektedir: “Burjuva hukuk biliminin bilimsel sosyalizm aç?s?ndan ele?tirisi, Marx’?n bize kazand?rd???, burjuva siyasal iktisad?n?n ele?tirisini örnek almal?d?r. Bu amaçla söz konusu ele?tiri, her ?eyden önce dü?man?n sahas?na yönelmeli, yani, burjuva hukukçular? taraf?ndan, dönemlerinin ve s?n?flar?n?n ihtiyaçlar?ndan yola ç?karak geli?tirilen genelleme ve soyutlamalar? bir kenara b?rakmamal?, bu soyut kategorileri çözümleyerek gerçek anlamlar?n? sergilemeli ve hukuksal biçimin tarihsel ko?ullanmalar?n? ortaya koymal?d?r.7

 

Hukuki Pozitivizm Ele?tirisi ve Do?al Hak Ele?tirisi

Pasukanis öncelikle hukuki pozitivizmin önde gelen temsilcisi Kelsen’i ele?tirerek teorisini in?aya ba?lar. Yazar, Kelsen’i iki husus üzerinden ele?tirir. Kelsen’in me?hur piramidinin hukuk ötesi bir yere dayanmaktad?r. Bu hukukun metafizik bir ?ekilde formüle edilmesine sebep olmaktad?r. ?kinci ele?tiri ise Kelsen’in hukuku toplumsal ve siyasi vak?alardan ba??ms?z olarak de?erlendirmesine yöneliktir. Pasukanis’in ifadesiyle: “ Her türlü var olu?sal ve olgusal tortulardan, ruhbilimsel ve toplumbilimse “art?klardan” kurtulan saf, bilimsel, olmas? gereken kategorisinin ussal bir do?al belirlenimi yoktur ve kesinlikle olamaz.8

“Bu kuram, gerçekli?i incelemeyi amaçlamad??? için hukuku ve hukuksal biçimi tarihsel biçimler olarak ele almaya giri?mez. ??te bu nedenle kabaca söyleyecek olursak, bu kuramda i?e yarar pek bir ?ey bulunmamaktad?r.9

Pasukanis’in bu al?nt?larda de?indi?i husus marksistler taraf?ndan “hukuk feti?izmi” olarak kavramsalla?t?r?lm??t?r. Hukuk feti?izmi kavram?, Marx’?n meta feti?izmi kavram?ndan esinlenerek olu?turulmu?tur. Buna göre liberal demokrasi hukuku toplumsal ba?lam?ndan koparak soyutlar. Bu ?ekilde bir “hukukun üstünlü?ü” kurumu meydana gelir 10 . Hukukun üstünlü?ü kavram? bir hukuksal gerçeklik de?il; aksine ideolojik bir gerçekliktir. Soyut, metafiziksel bir kavramd?r. Hatta bir yan?ltmaca, “mistifikasyondur”11.

 

Hukukun Kayna??: Meta Mübadelesi

Pasukanis, eserinde ço?unlukla özel hukuku inceler. Yazara göre liberal hukukun kavramlar? ve daha dar anlam?yla özel hukuk asl?nda meta mübadelesinin bir sonucudur: “Emek ürünlerinde ?eyle?en ve temel bir yasall?k biçimi kazanan üretim sürecindeki toplumsal ili?kinin, gerçekle?ebilmesi, mal sahibi birey ve “iradeleri mallarda yerle?ik” özeneler olarak insanlar aras?ndaki özgül ili?kileri gerektirir. ?ktisadi mallar?n, emek içermesi bunlar?n içkin özelli?idir. Edinebilir ve devredilebilir olmak ?art?yla mübadele edilebilir olmas?, sadece sahiplerinin iradesine ba?l? olan ikinci bir özelli?idir. Emek ürünü, meta özelli?ini kazan?r ve de?er ta??y?c?s? hâline gelirken, insan da hak ta??c?s? ve hukuksal özne hâline gelir. ?radesi belirleyici kabul edilen ki?i hukuk öznesidir.12

“Herkes özgür olmal?d?r ve hiç kimse di?erinin özgürlü?üne engel olmamal?d?r. Herkes bedenine, iradesinin serbest bir arac? olarak sahiptir. Bu önerme bütün do?al hukuk kuramc?lar?n?n ç?k?? noktas?d?r. Bu yal?tma, insan?n kendi üzerine kapanmas? “sonsuz özgürlük kavgas?n?n” kayna?? olan do?al durum dü?üncesi, üreticilerin biçimsel olarak birbirlerinden ba??ms?z oldu?u ve sadece yapay hukuksal düzen ile kar??l?kl? olarak ba?land??? mera üretimine tam olarak denk dü?mektedir.13

Özel hukukun en geli?mi? olan alan? sözle?meler hukukudur ve hukuki i?lem kavram? da esasen sözle?meden ortaya ç?km??t?r. Soyut özgürlük kavram? bu yönüyle özel hukukla alakal?d?r. Zira bir kimse özne hâline gelmeden hukuki i?lem (sözle?me) de yapamaz. Bu durumda da bir meta mübadelesinden bahsedilemez. Bu özel hukuk ki?isi burjuva demokrasinin bütün kurumlar?(polis, yarg?, kanun) taraf?ndan korunacakt?r14. Pasukanis’in hukuk ve meta mübadelesi aras?ndaki ba?lant?y? kavramsalla?t?ran ?u ifadeleri oldukça dikkat çekicidir: “ Öznel hak biçimi kazanan egemenlik alan?, emek ürününe de?er atfedilmesi gibi bireye atfedilen toplumsal bir olgudur. Meta feti?izmi, hukuk feti?izmiyle tamamlanmaktad?r.15

 

Siyasal Üst Yap?n?n Sonucu(Belirlenimi) Olarak Hukuk

Poulantzas’?n bir düzeyi olu?turan ili?kilerin basit olmad??? ancak bu düzeyin de belirlenime tabi oldu?u görü?ünü 16 somutla?t?ran içerik esasen Pasukanis taraf?ndan ortaya konulmaktad?r. Pasukanis’e göre: “E?er hukuk kural?n?n tüm hukuksal ili?kilerin üzerinde oldu?unu kabul ediyorsak, herhangi bir hukuksal yap?y? ara?t?rmadan önce, kural koyan bir gücü ya da bir ba?ka ifadeyle siyasi örgütlenmenin varl???n? varsaymam?z gerekir. Yani hukuksal üstyap? siyasal üstyap?n?n bir sonucudur.17

Kanaatimizce bir üst yap? kurumu olarak hukukun, ba?ka bir üst yap? siyaset taraf?ndan belirlenimi marksist hukuk teorisini en do?ru ?ekilde özetleyecek fikir olsa gerektir. Zira liberal hukukun (burjuva hukukunun) en önemli özelli?i toplumsal kurumlar? de?il; özgürlük, adalet, e?itlik gibi siyasi kurumlar? hukuksalla?t?rmas?d?r18. Bu siyasi kurumlar?n hukuksal ifadesi ç?k?? noktas? hâlindekinden bir yönüyle farkl?la?makta yine de sonuç olarak benzer manaya sahip olmaya devam etmektedir. Bu, asl?nda liberal hukukun ideolojik bir kavramsalla?madan ibaret oldu?unu göstermektedir. Ancak bunun d???nda hayati say?labilecek ba?ka sonuçlara da sebep olmaktad?r. Siyasi kavramlar?n hukuksalla?mas? yani hukukun asl?nda ideolojik bir kurum olu?u bünyesindeki kavramlar?n da soyut hatta metafizik karaktere sahip olmas?na yol açmaktad?r. Marksist hukuk teorisi, liberal hukukun bu oldukça zay?f karakteri üzerinden in?a edilmektedir. Özgürlük, adalet, e?itlik ne demektir? Bu sorunlar hukuki ba?lama de?il; tarihsel ve siyasi ba?lama aittir ve yaln?zca onun içerisinde manal? bir cevap bulabilecektir.

 

Sonuç

Burada yap?lmas? gereken ilk tespit bir Marksist hukuk teorisinin var olup olmad???d?r. Hukukun tarihsel maddeci perspektiften belirlendi?i ilk ve en sistematik eser yukar?da al?nt?lad???m?z Pasukanis’in eseri olsa gerektir. Dikkat edilirse Pasukanis’in eserinin ad? “marksist hukuk teorisi” de?il; “hukuk genel teorisi ve marksizm” dir. Ancak bu ilgili eserin bir hukuk teorisi ortaya koymad??? anlam?na gelmez. Paskuanis’in eserini bu ?ekilde isimlendirmesinin sebebi, döneminin ko?ullar?nda praksisi vurgulamak ve liberal hukukun kapsaml? bir ele?tirisini sunmakt?r. Halbuki 2000’li y?llardan geriye b?rakt???m?zda bu eserin bir Marksist hukuk teorisi yaratt???n? rahatl?kla söyleyebiliriz. Zira eser, Marx ve Engels’in da??n?k metinlerdeki hukukla ilgili ifadelerini miras alm?? ancak bunlar? geni?letmi? ve sistematik bir temele oturtmu?tur. Eser, liberal hukukun kavramlar?n?n “metafiziksel(mistik)” niteli?inin ele?tirisi ve özel hukukun (hukuki i?lem veya sözle?meler rejimi) kapitalist üretim ili?kisi taraf?ndan belirleniminin anlat?s? üzerine in?a edilmi?tir. Eserin bu dayanaklar? bunlarla ba?lant?l? bir öngörüyle desteklenir: (Liberal) Hukuk, kapitalist üretim ili?kisinin ürünüdür; dolay?s?yla komünist modelde hukuk sönümlenecektir. Hukukun kapitalist üretim ili?kisinin ürünü oldu?una ili?kin fikir “hukuk sosyolojisinin”; komünizmin hukukun sönümlenmesini kaç?n?lmaz k?ld???na ili?kin fikirse “hukuk felsefesinin” konusunu olu?turur. Bu yönüyle Marx ve Engels’in hukuka ili?kin fikirlerinin yetersizli?i nedeniyle kurucularca olu?turulamam?? bir marksist hukuk teorisi, Pasukanis’in sistematik ve ba?ar?l? eseri sayesinde in?a edilebilmi?tir.

Pasukanis’in eseriyle birlikte sistematikle?en marksist hukuk teorisi, hukuku yasaman?n iradesine tabi k?lan hukuki pozitivizmi ve hukuka hak temelli yakla?an do?al hak teorisini neredeyse tamamen d??lar. Bu ekollere getirilen en önemli ele?tiri, birincisinin hukuku biricikle?tirmesi; ikincisinin ise metafiziksel bir hukuk yorumuna sebep olmas?d?r. Bu hatalar?n alt?nda yatan ise iki ekolün de hukuku “sosyal olandan” ba??ms?z olarak de?erlendirimesidir. Bu önemli ele?tiri, marksist hukuk teorisini hukukun sosyolojiyle do?rudan ba?lant?s?n? kuran “sosyolojik pozitivizm” ekolüne yakla?t?rmaktad?r. Ancak önemle dikkat çekmeliyiz ki marksist hukuk teorisinin “sosyolojik pozitivizm” ekolünün içinde yer ald???n? iddia etmek son derece hatal? olur. Zira sosyolojik pozitivizm ekolü akla gelebilen bütün sosyal vak?alar üzerinden bir hukuk de?erlendirmesi yapar; bu yönüyle bir s?n?rlamas? yoktur. Hâlbuki marksist hukuk teorisinin “sosyal olan” vak?as? bütün sosyal ili?kiler ve bunlar?n sonuçlar? de?ildir. Marksist hukuk teorisi, sosyal olan ili?kin olarak “kapitalist üretim ili?kisini” esas al?r. Tarihsel maddeci bir hukuk yorumu zaten bunu gerektirmektedir. Bu marksist hukuk teorisinin özel hukuk a??rl?kl? bir inceleme yapmas?na sebep olur. Ayr?ca marksist hukuk teorisinin konusu bütün üretim ili?kileri de de?ildir. Kapitalist üretim ili?kileri öncesi düzenlerin marksist hukuk teorisince “hukuk” olarak de?erlendirilip de?erlendirilmeyece?i de tart??mal? bir konudur. Bizim bu konuda kanaatimiz ise marksist hukuk teorisinin, “hukuk” olarak de?erlendirdi?i ili?kiler bütünün yaln?zca kapitalist üretim ili?kisine özgü oldu?u yönündedir. Bütün bu ö?eler marksist hukuk teorisini, sosyolojik pozitivist ekolden ay?r?r. ?ki ekolün yegâne benzerlik gösterdi?i husus “sosyal vak?ay?” konu alan genel ç?k?? noktalar?n?n k?smen benzer olmas?d?r. O hâlde bir marksist hukuk teorisi vard?r ve bu teori di?er ekollerin içinde yer almayan özgün bir hukuk teorisidir.

 


 

1 Bu konuda detayl? bir çal??ma için bkz. Collins, H. (2013). Marksizm ve Hukuk. UD Tuna (Çev.), Ankara: Dipnot Yay?nlar?.

2 Marx, K. (1993). Ekonomi Politi?in Ele?tirisine Katk?, çev: Kenan Somer. Sol Yay?nlar?, Ankara, s, 25.

3 Karahano?ullar?, O. (2017). Marksizm ve Hukuk, Diyalektik Hukuk Bilimi. Yordam Kitap, ?stanbul, s. 42.

4 Marx, K. (1977). Misère de la Philosophie. Editions Sociales, Paris, s. 160.

5 Marx, K., Engels, F., & Güvenç, K. (2008). Din üzerine. Sol Yay?nlar?, s. 250.

6 Pasukanis, E. B., & Karahano?ullar?, O. (2002). Genel hukuk teorisi ve Marksizm. Birikim, s. 56.

7   Pasukanis, s. 59.

8   Pasukanis, s. 46.

9 Pasukanis, s. 47

10 Collins, s. 9-10.

11 Yelkenci, T. (2018). Marksist Devlet Ve Hukuk Teorisi. Notabene Yay?nlar?, s. 92.

12   Pasukanis, s. 113.

13   Pasukanis, s. 115.

14   Pasukanis, s. 116.

15   Pasukanis, s. 117.

16 Poulantzas, N., & Ünsald?, ?.(2014). Siyasal ?ktidar ve Toplumsal S?n?flar. Ankara. Epos Yay?nlar?, s. 12.

17 Pasukanis, s. 89.

18 Sever, D. Ç. (2015). ?deolojik bir Kavram olarak Hukuki E?itlik. Liberal Haklar?n, Hukukun ve Devletin S?n?rlar?, s. 36.

 

 

 

 Vince Williams Jersey

 

 

0.Giri?

Genç i?sizlik, dünya i?gücü piyasalar?n?n en önemli sorunlar?ndan biri haline geldi. Son y?llarda hükümetlerin gündemlerinde üst s?ralarda yerini alan bu problem, çözülmesine öncelik verilmesi gereken sorunlar?n ba??nda geliyor. ILO’nun tan?m?na göre Genç ??sizler 16-25 ya? aras?nda olan, 15 gün içerisinde çal??abilecek, çal??ma iste?i olan ve i? arayan insanlar için yap?lan tan?md?r. Genç i?sizlik sorununun dünya ülkeleri aras?nda güncel bir problem olarak kalmaya devam etmesi ve ülkelerin farkl? dinamikleri göz önünde bulunduruldu?unda sorunun ard?nda yatan etkenlerin çe?itlili?i, ülkeler aras? soruna yönelik politika farkl?l?klar?n? do?urmakta. Globalle?me ile Bat?l? ülkelerdeki çevre düzenlemelerinden ve yüksek üretim maliyetlerinden kaçan uluslararas? ?irketlerin üretimlerini Asya ve geli?mekte olan di?er ülkelere kayd?rmas?, geli?mi? bat? ülkeleri için istihdam kayb?na neden oldu. Asya ve geli?mekte olan ülkelerde ise bu durum istihdam ve üretim art??? sonucunda toplam gelir art???na neden olurken; özellikle k?rsal alanlar ile kentle?en bölgeler aras?nda istihdam farkl?l???n? ortaya ç?karm?? gibi görünüyor. Ülkelerin farkl? dinamiklerine ra?men sorunun çözümü genel olarak e?itimde aranmakla birlikte k?sa dönemli çözümlerin denendi?ini görmekteyiz. Ek olarak, 2008-2009 finansal krizin genç i?sizli?i tüm dünyada derinden etkiledi?ini literatürdeki birçok çal??ma gösteriyor.

 

1.Literatür Taramas?

Scarpetta et al. (2012) genç i?sizli?in 2008-2009 finansal ekonomik krizinden çok etkilendi?ini ve dünya çap?nda birçok ülkede genç i?sizlik oranlar?n?n artt???n? belirtiyorlar. Ek olarak, günümüzde gençlere yat?r?m yap?p, onlar?n i? hayat?na giri?lerinde adil ?ans?n tan?nmas?n?n birçok ülkede öncelikli politika haline geldi?ini vurguluyorlar. Bir di?er çal??mada ise yine finansal krizin birçok Avrupa ülkesindeki genç i?sizli?i derinden etkilemesini belirtmek ile beraber, gençlere e?itim ve i? f?rsatlar?n?n sa?lanmas?n?n onlar?n okul e?itiminden i? hayat?na geçi?lerinde önemli bir etken olabilece?i söyleniyor. Buna ek, sendikalar?n ve i?çi deneklerinin gençlerin i? hayat?na giri?lerinde faydal? rol oynayabilece?ini belirtmekte(Dietrich, 2012).   Di?er yandan,  Gontkovicova et al. (2015) ekonomik durgunluk ile genç i?sizlik ba?lant?s?na dikkat çekip; genç i?sizli?i olu?turan kitlelerin genellikle sekiz y?ll?k e?itim ve alt? e?itime sahip olan gençlerden olu?tu?unu belirtmi?ler. Bunlara ek, Choudhry et al. (2012) analizleri sonucunda finansal krizin GSYH’ya olan etkisinin ötesinde bir etkinin genç i?sizli?i vurdu?unu gözlemlemi?ler ve genç i?sizli?in genel i?sizli?e oranla krizden çok daha fazla etkilendi?i saptam??lar. Bir sene sonra yapt?klar? yeni ara?t?rmaya göre ekonomik büyüme, ekonomik özgürlük, i?gücü piyasas? reformlar?, part-time i? istihdam? ve i?gücü piyasas?na yönelik politikalar?n i?gücü piyasas?n? düzeltti?ini, özellikle genç i?sizli?e olan azalt?c? etkinin fazla oldu?unu bulmu?lard?r (Choudhry et al. 2013). Bu çal??madan 10 y?l önce yap?lan ve 1996 y?l?nda Danimarka i?gücü piyasas?ndaki radikal reformunu inceleyen akademik çal??ma; Danimarka’da uygulanan genç i?sizlik program?n?n k?smen ba?ar? sa?lad???n?n bize söylüyor. Bu program?n uygulama sürecinde üç temel etki saptand???n? söyleyen yazarlar, bu etkileri; direk program etkisi, program?n duyurulma etkisi ve yapt?r?m etkisi olarak s?ral?yor (Jensen et al. 2003). Fransa için yap?lan bir çal??ma ise genç i?sizlik ile suç oranlar? aras?ndaki ili?kiyi saptam?? ve suçlar ile mücadelenin çözümünün genç i?sizlik ile mücadele etmekten de geçti?ini söylemekte (Fouere et al. 2006). Literatürdeki bir di?er çal??ma, Gorry (2013), asgari ücretin i?sizlik üzerindeki etkisini analiz etmi?. Model, Amerika’daki asgari ücretin 2007-2009 y?llar? aras?ndaki art???n?n genç i?sizli?i %2,8 art?rd???n? göstermekte. Buna ek olarak, Fransa, askeri ücreti ve prim ödemelerini Amerika i?gücü piyasas?ndaki seviyeye dü?ürmesi halinde özellikle genç i?sizli?i olmak üzere genel i?sizli?in azalaca??n? modellemekte.

 

1.1 BRICS ve Türkiye Literatürü

Literatürdeki çal??malar bizlere genç i?sizli?in de farkl? sorunlara neden oldu?unu, ülkelerin sorunun çözümü için politikalar geli?tirdi?ini ve geli?tirmek zorunda olduklar?n? gösterirken; özellikle 2008-2009 finansal krizinin de genç i?sizli?i derinden etkiledi?ini göstermekte. Bu noktadan itibaren BRICS ülkeleri ve Türkiye üzerine yaz?lan makalelere yo?unla?al?m. BRICS ülkelerini son y?llarda ekonomileri h?zl? büyüyen ve iktisadi kalk?nma gösteren Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika olu?turmakta. Konuyla ilgili BRICS literatürüne bakt???m?zda; Brezilya’da son y?llarda ya?anan ekonomik büyüme, sosyal kalk?nma ve yeni i? alanlar?n?n yarat?lmas?na ra?men i?gücü piyasas?nda hala önemli istihdam probleminin varl???ndan söz eden akademik bir çal??maya rastl?yoruz. Yeni i? alanlar?n?n yarat?lmas?n?n genç i?sizli?i çözebilecek etkin bir yol olmad???n?, önemli olan noktan?n çal??ma ko?ullar? oldu?unu ve önemli bir i? güvenli?i probleminin ya?and???n? belirten yazarlar, bu alanda yeni bir hükümet düzenlemesinin genç i?sizlik için çözüm olabilece?i belirtilmi?(Campos, 2013). Di?er bir çal??ma ise Brezilya i?gücü piyasas?nda geçmi?in izi etkisi saptam??. Bu etki, gençlik dönemini i?siz ve geçici kay?t d??? i?lerde çal??ma ile geçirenlerin ileriki ya?larda da i?sizlik sorunu ya?ad???n? gösteriyor(Cruces et al. 2012). Rusya’da ise Demidova&Signorelli (2012) finansal krizin etkisinden bahsetmekle beraber küresel ticarete aç?kl???n genç i?sizlik üzerinde azalt?c? etki bar?nd?rd???n? ve bölgesel ekonomik kalk?nma de?i?keninin ise anlams?z oldu?unu ve genç i?sizlik üzerinde etkisi olmad???n? saptam??lar. Bunlara ek olarak, ?ehir nüfusu de?i?keninin anlaml? oldu?unu ve ?ehirle?me ile genç i?sizli?in negatif ili?kiye sahip oldu?unu bulmu?lar. Di?er bir çal??maya,  Blinova et. al(2015)’ne göre Rusya’da genç i?sizli?in bölgesel olarak farkl?l???nda art?? oldu?unu belirtilmi?. Ekonomik kriz y?llar? genç i?sizli?in bölgesel farkl?l???[2] azal?rken; kriz sonras? ekonomik iyile?meyle beraber bölgesel farkl?l?k tekrar artm?? ve baz? bölgelerde genç i?sizli?in ciddi art?? gösterdi?i saptanm??t?r. Hindistan da ise genç i?sizli?in durumu üzerine yap?lan bir ara?t?rma Hint hükümeti taraf?ndan genç i?sizlik üzerine uygulanan birçok politikan?n ard?nda yatan temel dü?üncenin, Hindistan’daki genç i?sizlerin piyasa gereksinimleri do?rultusunda dü?ük kabiliyetlere sahip olduklar? ve ilerleyen teknoloji ile gençlerin i?sizlik problemi ya?ad???n? belirtmi?. Problemin çözümünün genç i?sizlere verilecek i? e?itiminden geçti?ini belirtiliyor (Chaubey, 2000).  Bir di?er çal??maya göre, yetersiz sosyal güvenlik sistemine ek olarak mesleki e?itim imkânlar?n?n yetersiz olmas?, genç i?sizli?e yol açan nedenler aras?nda gösterilmektedir (Sinha, 2013). Çal??ma ko?ullar?n?n iyi oldu?u i?lerin yetersiz olmas? ve ekonomik imkânlardan ötürü çal??ma zorundal???, gençleri erken ya?larda k?s?tl? e?itim imkânlar?n? da terk edip; düzenli bir maa? olana??n?n olmad???, geçici i?lere ve serbest mesleklere yönlendirdi?ini bir di?er makalede görüyoruz. Yazarlar ayr?ca Hindistan i?gücü piyasas?ndaki bu durumun genç i?sizlikte artan bir trende neden oldu?u belirtiliyor (Mitra&Verick, 2013). Çin’de ise bölgesel farkl?l?klar?n oldu?unu gözlemlemekteyiz. Wu(2003) Çin’in bat? bölgelerinde yüksek i?sizlik oran?n?n oldu?unu belirtmi? ve genç i?sizli?in temel nedeninin erken ya?ta okulu b?rakma olarak tan?mlam??. Schucher(2014) çal??mas?na göre, genç i?sizli?in ?ehirlerde 25-59 ya? aras? insanlar?n i?sizlik oran?na k?yasla iki kat?n? geçti?ini belirtilmi?. K?rsal alanlardaki insanlar?n i? bulabilmek umudu ile kentlere göç etti?ini ve bu insanlar?n i?sizlik oran?n?n 2011-2012 y?llar? aras?nda sadece bir senede %1,3’lük art?? gösterdi?ini ve artmaya devam etti?ini söyleyen yazar, Avrupa ve di?er bat? ülkelerine k?yasla genç i?sizli?in dü?ük olmas?na ra?men gelecekte artan bir trende girece?ini öne sürüyor. Güney Afrika’da ise genç i?sizli?in boyutu di?er BRIC ülkelerine göre çok daha devasa bir durumda. Okojee (2003) çal??mas?, ülkedeki ümidi k?r?k i?sizlerin [3]büyük bir k?sm?n? gençlerin olu?turmakta oldu?unu, bölgeler aras? f?rsat e?itsizli?inin getirdi?i e?itim, i? tecrübesi farkl?l???n?n bulundu?unu belirtiyor. Yazar ayr?ca, gençlere uygulanan maa? yard?m?n?n, istidam? art?raca??n?n öne sürülmesinin tek ba??na pek yeterli olamayaca??n?, çünkü i?siz gençlerin büyük bir k?sm?n? olu?turan ümidi k?r?k i?sizlerin ço?unun fakir, az e?itimli  oldu?una ve geçmi? i? tecrübelerinin olmad???na dikkat çekmi?. Banerjee et al. (2008) çal??mas?na göre ülkede beyazlar(unnative) ve afrikal?lar (native) aras?nda gelir e?itsizli?inin oldu?unu anlamaktay?z. Ümidi k?r?k i?sizlik oran?n?n beyazlarda %1.7 iken afrikal?larda %13.2 oldu?u ve buna ek olarak kay?t d??? istihdam?n beyazlarda %3.2 iken afrikal?larda %13 oldu?u, verilen bilgiler aras?nda. Kay?tl? istihdam oran?nda ise 3 kat?ndan fazla bir fark oldu?u belirtilmi?.[4] Genç i?sizlik ve genel i?sizli?e çözüm olarak e?itim programlar?, maa? deste?i, i? arama kolayl?klar? ve yap?sal e?itim reformu önerilmi?. Lam et al. (2007) çal??mas? da ülkedeki ?rksal e?itsizli?i gözler önüne seriyor. Logit regresyon sonuçlar? istatistiksel olarak anlaml? ç?kt??? görülmekte. Sonuca göre Afrikal?lar?n (Africans) çal??ma olas?l??? Melezlere(Coloureds) göre yüzde 34 daha az iken Melezlerin çal??ma olas?l???n? da Beyazlara (Whites) oranla yüzde 15 daha az. Türkiye’de ise genç i?sizli?in son derece güncel bir problem oldu?u birçok yay?nda dile getirilmekte. Tasci&Tansel(2005) 2000-2001 hanehalk? i?gücü anketlerini temel alarak yapt?klar? analize göre genç kad?nlar?n erkeklere oranla i? bulma olas?l???n?n dü?ük oldu?unu ve özellikle ülkenin do?u k?sm?nda i?sizlik riskinin yüksek oldu?unu belirtmi?. Ayr?ca üniversite diplomas?n?n genç erkekler için i? bulma imkân?na pozitif etki yaparken genç kad?nlar için bu etkinin olmad??? da di?er bulgular aras?nda. Ercan (2007) çal??mas?na göre kentsel alanlarda e?itimli genç nüfusun i?sizlik problemi ya?ad???n? görüyoruz. Ayr?ca, genç i?siz kitlenin yüzde 40’a yak?n?n?n ilk defa i? arad??? belirtiliyor.

 

2. BRICS Ülkeleri ve Türkiye’de Genç ??sizli?in Kar??la?t?r?lmas?

         BRICS ülkeleri terimi, son y?llarda ekonomisi h?zl? büyüyen Brezilya, Rusya, Çin ve Güney Afrika ülkeleri için kullan?lan bir k?saltmad?r. Türkiye’yi geli?mi? ekonomiler ile kar??la?t?rmaktan ziyade bu ülkeler ile kar??la?t?rman?n daha do?ru oldu?unu dü?ünmekle beraber; bu ülkelerin birbirlerinden farkl? dinamikleri oldu?u gerçe?ini de belirtmek isterim.

BRICS ülkelerinde, Türkiye ve di?er dünya ülkelerindeki genç i?sizlik problemi hakk?nda literatürden edindi?imiz bilgi ?????nda, dünya bankas? genç i?sizlik verisini yorumlarsak; grafikte ilk olarak, 2016 y?l? en günce veri ile %50’nin üzerinde genç i?sizlik sorunu ya?ayan Güney Afrika göze çarp?yor. Literatürdeki çal??malar ülkede ciddi bir ?rksal e?itsizlik ve bunun do?urdu?u f?rsat e?itsizli?inin oldu?unu gösteriyor. BRIC ülkeleri içerisinde verinin de gösterdi?i üzere genç i?sizlik problemini Güney Afrika derinden ya?amakta. Ülkenin e?itim sorununu ve bu alandaki e?itsizli?i Lam et al.(2009) çal??mas? da desteklemekte. Çal??ma ülkedeki zengin ile fakir kesimin ve bu kesimleri olu?turan gençler aras?nda ciddi bir e?itim farkl?l???n? ve bunun sonucunda i? bulma imkân? aras?ndaki uçurumu gösteriyor. Irksal e?itsizlik probleminin çözümünün, ülkenin yüksek genç i?sizlik oran?n? dü?ürmede en önemli yol oldu?unu dü?ünmekteyim. Grafikte göze çarpan di?er detay ise Çin ve Hindistan’daki genç i?sizli?in neredeyse tüm veri itibari ile birlikte hareket etmesi ve di?er ülkelere nazaran dü?ük olmas?. Bu noktada ?unu belirtmeliyim ki bu iki ülkedeki devasa nüfus bu verinin hesaplamas?nda problem te?kil etmekte ve literatürde de bu ülkelerdeki i?sizli?i hesaplanma teknikleri üzerine birçok makale mevcut. ?ki ülke hakk?nda bir önceki bölümde sunulan literatüre göre Hindistan da çal??ma ?artlar?n?n zorlu?unu ve sosyal güvenlik s?k?nt?s?n?n oldu?unu görüyoruz. Hindistanl? gençlerin yoksulluktan do?an çal??ma zorundal?klar? yüzünden k?s?tl? okul imkânlar?ndan feragat etmesi ülkede bir e?itim problemi de do?uruyor. Çin’de ise bölgeler aras? farkl?l?klar gözükmekte ve ülkenin bat? bölgelerinde k?s?tl? i? imkânlar?n?n gençleri ?ehirlere göç etmeye zorlamas?, ?ehirlerde artan i?sizlik problemini güçlü tutmakta. Globalle?menin etkisiyle küresel sermayenin ucuz i?gücüne yönelmesi bu iki ülkede istihdam yaratt??? a?ikâr iken i?sizlik probleminin çözülmedi?i de bir gerçek. ?lerleyen y?llarda i?sizli?in özellikle genç i?sizli?in bu ülkelerde artmas? beklenmekte ve literatürdeki çal??malar da bu beklentiyi do?rular nitelikte. Bu iki ülke için genç i?sizlik probleminin çözülmesi devasa nüfuslar? göz önünde bulunduruldu?unda hükümetleri taraf?ndan çok büyük bir enerjinin harcanmas? gerekti?ini göstermekte. Di?er yandan grafikte üç ülkenin (Brezilya, Rusya, ve Türkiye) 1991 itibari ile 2008-2009 finansal krize kadar birbirinden ba??ms?z hareket etti?ini gözlemlemekteyiz. Kriz itibari 2015 y?l?na kadar k?smen birbirlerine yak?nsama oldu?unu görüyoruz. Literatüre döndü?ümüzde öncelikle Brezilya’da da çal??ma ko?ullar?nda s?k?nt?lar oldu?u belirtilmekte. Ülkenin son y?llarda gösterdi?i ekonomik büyümenin genç i?sizlik sorununa kal?c? çözüm getirmedi?ini gösteriyor. Ayr?ca grafi?e bakt???m?zda Brezilya’da genç i?sizli?in 2014 y?l? itibari ile artma e?itimi gösterdi?ini görüyoruz. 2016 y?l? son verisine göre genç i?sizlik oran?, ülkede yüzde 24 gibi yüksek bir orana ula?m??. Bu noktada, çal??ma hayat?n?n düzenlenmesi ve yeni politikalar?n geli?tirilmesinin zorunlu oldu?unu dü?ünmekteyim. Rusya’da ise literatür bölgesel farkl?l?klar?n oldu?unu bize söylemekte. ??sizlik probleminin k?smen az oldu?u bölgelerde, ekonomik kriz y?llar?nda i?sizli?in daha da artmas? di?er bölgeler ile istihdam farkl?l???n?n azald???n? fakat ekonomik kriz sonras? bu fark?n tekrar aç?ld???n? söylüyor. Ayr?ca bölgesel ekonomik kalk?nman?n genç i?sizli?e bir çözüm getirmedi?ini gösteren literatür bize ülkedeki küresel ekonomiye aç?kl???n bulundu?u ?ehirlerde genç i?sizlik sorununun daha az hissedildi?ini söylemekte. Rusya için problemin çözümünün küresel ekonomiye entegrasyonun tamamlanmas? ve bölgesel ekonomik farkl?l?klar? azaltacak e?itim temelli politikalardan geçti?ini dü?ünmekteyim.

Türkiye için problemin çözümüne yönelik yorumlara ayr? bir paragraf ile devam etmek istiyorum. Bilindi?i üzere Türkiye’nin dinamik nüfusu ya da nüfusunun genç oldu?una yönelik söylemlerin y?llard?r sürdü?ünü biliyoruz. Ülkede sürekli dile getirilen bu genç nüfusun ya?ad??? i?sizlik probleminin nedenlerini anlaman?n önemli oldu?unu dü?ünmekteyim.  Bir ülkede genç kitlelere yeterli istihdam sa?lanmad???nda; o ülkenin dinamik bir nüfusa sahip olmas? hiçbir anlam ifade etmeyece?ini dile getirmek istiyorum. Literatürdeki çal??malardan biri olan Bayraktar&?ncekara (2013), Türkiye için genç i?sizli?in nedenlerini; e?itim sorunu, kabiliyet göz önünde bulundurmadan yüksek maa? beklentisi olarak nitelemi?ler. Hükümetin genç i?sizli?e yönelik programlar?n? incelemi?ler ve mesleki e?itim kurslar?n?n sorunun çözümü için etkin bir yol olarak göstermelerine ra?men; Hirshleifer et al.(2016) çal??mas? ise ??kur taraf?ndan düzenlenen mesleki e?itim kurslar?n?n beklentilerin aksine istihdam üzerine bir etkisi olmad???n?, istatistiksel olarak ilgili de?i?kenin anlaml? olmayan sonucu ile bizlere sunmakta. Bu noktada, ben de bu kurslar?n yetersiz oldu?unu ve devlet taraf?ndan i?sizlik sorununun üzerini örtme giri?iminden ibaret oldu?unu dü?ünmekteyim. Grafi?e bakt???m?zda 2016 y?l? itibari ile genç i?sizlik oran?n?n %18,8’e ula?t???n? gözlemlemekteyiz. Bu rakam grafikteki di?er ülkeler ve baz? Avrupa ülkeleri ile kar??la?t?r?ld???nda çok radikal olarak kar??lanmayabilir. Lakin bu durum ülkemizde genç i?sizlik sorununun ya?and??? gerçe?ini de?i?tiremez. Literatürdeki çok önemli çal??malardan biri olan Çelik (2008), gençlerin i?sizlik sürecinde ekonomik olarak temel destekçilerinin aileleri oldu?unu devletin bu alanda çok zay?f kald???n? belirtmi?. Yazar, gençlerin i?sizlik süreçlerinde ailelerin ekonomik ve sosyal kaynaklar?n? tüketti?ini ve ailelerine a??r? derecede ba??ml? olduklar?n? ortaya koymu?. Bu durum gençlerin ekonomik ba??ms?zl?k sorunu ya?ad???n? bizi gösteriyor. Genç i?sizlik sorununun çözümünde aranan yollardan biri olan ??kur’un üç ayl?k mesleki e?itim programlar?n?n da soruna bir çözüm getirmedi?ini dü?ünmekteyim. Literatürde bulunan birçok makalenin de gösterdi?i gibi mesleki e?itimin yetersiz olmas? ülkemizin ya?ad??? yap?sal sorunlardan biri olarak gözükmekte. Son 15 y?lda üniversite say?s?nda ya?anan patlaman?n, bir önceki bölümde, 2000-2001 Hanehalk? ??gücü Anketleri üzerine yap?lan Tasci&Tansel (2005) çal??mas?n?n belirti?inin aksine üniversite mezun say?s?n?n a??r? artmas?n?n üniversite diplomas?n?n i? ba?vurular?nda önemli bir etken olmaktan uzakla?t???n? dü?ünmekteyim. Üniversite say?s?ndaki bu patlaman?n, mesleki liseleri ve mesleki ön lisans programlar?n?n var olan yetersiz niteli?ini de yok etti?ini varsay?yorum. Bu noktada ülkenin ya?ad??? bu yap?sal problemin çözümünün, mesleki liselerin ve ön lisans programlar?n?n ö?rencilere cazip bir hale getirilmesi ve bu e?itim sonras? i? ba?lant?lar?n?n sa?lanmas?ndan geçti?ini dü?ünmekteyim. Ayr?ca, meslek liseleri ile ilgili sektörlerin ba?lant?lar?n?n sa?lanmas?, adeta iç içe geçirilmesi, çok büyük önem arz etmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin dinamik nüfusa sahip olmas?n?n istihdam edilemedi?i takdirde bir önem arz etmedi?ini belirtmek isterim. Ayr?ca, bu geni? kitlenin istihdam edilememesi ve ailelerine ba??ml? olarak kalmas?, ülke ekonomisi aç?s?nda verimlilik kayb? oldu?unu dü?ünüyorum. Di?er yandan, Fransa için yap?lan çal??mada gözlemledi?imiz üzere, genç i?sizlik ve suç oranlar? ili?kisinin hemen hemen genç i?sizlik sorunu ya?ayan tüm ülkelerde cereyan edebilece?ini söylemek isterim. Gençlerin hayatlar?n?n en aktif dönemlerinde çal??ma olana?? bulabilmesinin hem ülkeleri hem de kendileri ve aileleri için çok önemli oldu?unu dü?ünüyorum. Çözüm olarak daha yukar? ölçekten bakarsak, iktisat teorisinden hareketle izlenebilecek iki popüler yol gözükmekte. Birincisi, k?sa dönemde at?lacak ad?mlar yani Keynesyen politikalar ile kamu gücüyle istihdam yaratmak yada kredileri gev?eterek özel sektörü desteklemek. Dolay?s?yla, bu politikalar, toplam talebin art?rabilmektedir ve istihdama yapaca?? pozitif etki ile büyüme desteklenecektir(üç ayl?k ??kur programlar? da bu çerçever içerisindedir). Bu politikan?n, yat?r?mlar?m üretici olmayan sektörlere, in?aat gibi, yap?lmas? istikrars?zl??a ve enflasyona neden olabilmekte. Ek olarak, kamu eli ile istihdam politikas?na yönelinirse bütçe aç???n? daha da art?raca??n? söyleyebiliriz. ?kincisi ise, uzun dönemde aranacak çözümlerdir. Bu çözümleri; yap?sal reformlar?n hayata geçirilmesi, özellikle ulusal e?itimin niteli?inin tart???lmas? ve tamamiyle gözden geçirilmesi (ya?anan yap?sal problemlerin temelinde e?itimin yatt???n? literatürde de gözlemledik), s?k? para politikas? ile para arz?n?n kontrol edilmesi, enflasyonist politikalardan uzak durulmas? olarak s?ralayabiliriz. Fakat bu politikalar?n, uzun dönemde yüksek i?sizlik problemini ne derecede çözece?ini kestirmek pek mümkün de?ildir. Öte yandan, 2017 referandumu sonras? ya?anan ekonomik bunal?m? a?mak, artan i?sizli?e çözüm arama için kredilerin geni?letilmesi, çift haneli i?sizlik oran?n? ve %20 üzerindeki genç i?sizli?e çözüm olamamas?yla birlikte çift hanelerdeki enflasyonu da körükledi ve bütçe aç???n?n da artmas?na neden oldu. Bu noktada çözümün bu iki olas? politika seçimi ile kal?c? olarak çözülmesinin pek mümkün oldu?unu dü?ünmemekteyim.

 

3.Referanslar

Banerjee, A., Galiani, S., Levinsohn, J., McLaren, Z., & Woolard, I. (2008). Why has unemployment risen in the new South Africa?. Economics of Transition, 16(4), 715- 740.

Bayraktar, S., & ?ncekara, A. (2013). Profile of youth unemployment in Turkey. Journal of Labor Relations4(1), 15-38.

Blinova, T., Markov, V., & Rusanovskiy, V. (2015). Youth unemployment in Russia: Models of interregional differentiation. Regional Formation and Development Studies15(1), 7-18.

Campos, A. (2013). Towards a state policy to combat youth unemployment and the precarious labour market in Brazil.

Chaubey, P. K. (2000). Youth and unemployment in perspective: the Indian context. Indian Journal of Labour Economics43(2).

Çelik, K. (2008). ‘My state is my father’: youth unemployment experiences under the weak state welfare provisions of Turkey. Journal of Youth Studies11(4), 429-444.

Cruces, G., Ham, A., & Viollaz, M. (2012). Scarring effects of youth unemployment and informality: Evidence from Brazil. documento de trabajo del CEDLAS, Facultad de Ciencias Económicas, Universidad Nacional de la Plata, Argentina.

Demidova, O., & Signorelli, M. (2012). Determinants of youth unemployment in Russian regions. Post-Communist Economies24(2), 191-217.

Dietrich, H. (2012). Youth unemployment in Europe. Theoretical considerations and empirical findings. Available at: library. fes. de/pdf-files/id/ipa/09227. pdf. Last access16(7), 2012.

Ercan, H. (2007). Youth employment in Turkey. ILO.

Fougère, D., Kramarz, F., & Pouget, J. (2009). Youth unemployment and crime in France. Journal of the European Economic Association7(5), 909-938.

Gontkovi?ová, B., Mihal?ová, B., & Pružinský, M. (2015). Youth Unemployment–Current Trend in the Labour Market?. Procedia Economics and Finance23, 1680-1685.

Gorry, A. (2013). Minimum wages and youth unemployment. European Economic Review, 64, 57-75.

Hirshleifer, S., McKenzie, D., Almeida, R., & Ridao?Cano, C. (2016). The impact of vocational training for the unemployed: experimental evidence from Turkey. The Economic Journal126(597), 2115-2146.

Jensen, P., Rosholm, M., & Svarer, M. (2003). The response of youth unemployment to benefits, incentives, and sanctions. European Journal of Political Economy19(2), 301-316.

Lam, D., Ardington, C., & Leibbrandt, M. (2011). Schooling as a lottery: Racial differences in school advancement in urban South Africa. Journal of development economics95(2), 121-136.

Lam, D., Leibbrandt, M., & Mlatsheni, C. (2007). Education and youth unemployment in South Africa.

Marelli, E., Choudhry, M. T., & Signorelli, M. (2013). Youth and the total unemployment rate: The impact of policies and institutions. Rivista internazionale di scienze sociali, 121(1), 63-86.  

Mitra, A., & Verick, S. (2013). Youth employment and unemployment: an Indian perspective. ILO.

Scarpetta, S., Sonnet, A., Livanos, I., Núñez, I., Riddell, W. C., Song, X., & Maselli, I. (2012). Challenges facing European labour markets: Is a skill upgrade the appropriate instrument?. Intereconomics47(1), 4-30. 

Schucher, G. (2014). Loser or rebels? Unemployed youth in China. In ECPR General Conference, September (pp. 3-6).

Sinha, P. (2013). Combating youth unemployment in India. ????? ???????: http://library. fes. de/pdf-  files/iez/09728. pdf (???? ?????????: 25.01. 2015).    

Tanveer Choudhry, M., Marelli, E., & Signorelli, M. (2012). Youth unemployment rate and impact of financial crises. International journal of manpower, 33(1), 76-95.

Tasci, H. M., & Tansel, A. (2005). Youth unemployment duration in Turkey. METU Studies in Development32(2), 517.

Yu, D. (2013). Youth unemployment in South Africa since 2000 revisited. Documentos de trabajo  económico, 4, 13.           

Wapshott, N. (2011). Keynes Hayek: The clash that defined modern economics. WW Norton &   Company.           

Wu, Z. (2003). The persistence of regional unemployment: evidence from China. Applied Economics35(12), 1417-1421.

 



[2] Bölgesel farkl?l?k: i?sizlik oran?n?n baz? bölgelerde dü?ük olurken; baz? bölgelerde yüksek olas?.

[3] Ümidi K?r?k ??sizlik: Geçmi?te i? aram?? ama bir süre sonra i? aramay? b?rakm??, i? olsa çal??abilecek fakat çal??abilece?i i?in varl???na inanmayan veya ümidi olmayan kitle.

[4] Afrikal?lar %20,9 Beyazlar %62,9

 Chidobe Awuzie Authentic Jersey

 

 

Modern hukuk teorisine göre mülkiyet, e?ya üzerindeki en geni? sa?layan aynî hakt?r. Aynî hakk?n ne oldu?u ise tart??mal? bir husustur. Klasik görü?e göre aynî hak, e?ya ile hak sahibi aras?nda do?rudan bir ili?kidir. Buna kar?? ç?kanlar ise aynî hakk?n, hak sahibi ile di?er insanlar aras?ndaki ili?ki oldu?unu öne sürmekte; aynî hakk? bir ?ey üzerinde herkese kar?? ileri sürülebilen hak olarak tan?mlamaktad?rlar. ?sviçre ve Türkiye’de günümüzde bu iki görü?ün birle?imi kabul edilmektedir.[i]

Peki, tarih boyunca mülkiyet böyle mi alg?lan?yordu? Nas?l ortaya ç?kt? ve nas?l de?i?imler geçirdi? Dört yaz?l?k bir seri halinde planlad???m?z mülkiyet anlat?s?nda kronolojik bir s?ra takip ederek ça?lar boyunca mülkiyete dair ya?anan tart??malar? ve geli?meleri incelemeye, siyasi tarih ve felsefenin kesi?im noktas?ndaki bu konuyu size geni? bir aç?dan anlatmaya çal??aca??z.

Yaz? dizimize ba?lad???m?z ilk bölümde; ilkel toplumu, yani devlet öncesi düzenin olu?umunu, geli?imini, siyasal iktidara ve mülkiyete bak??lar?n? anlataca??z.

?lk soru: ?nsanlar neden toplu halde ya?arlar?

Bu soruya dü?ünürler ve bilim adamlar? yüzy?llard?r çe?itli cevaplar verdiler. Örne?in Rousseau, “?nsanlar Aras?ndaki E?itsizli?in Kayna??” adl? eserinde, do?a durumundaki insan? toplumdan ayr? olarak tan?mlar ve insan?n özü gere?i toplumsal olmad???n? söyler. ?nsanlar?n sel bask?nlar?, depremler gibi do?a olaylar? nedeniyle kendi kendilerine yetemeyecek duruma gelince toplumsalla?t?klar?n? söyler. Aristo ise Politika isimli eserinde, do?rudan insan?n toplumsal ve siyasi bir hayvan(zoon politikon) oldu?unu söyler.

Bilim adamlar?n?n evrimsel olarak ula?t?klar? sonuç ise konunun insanlar dik bir duru? için aya?a kalkmalar?yla ilintili oldu?udur. Dik bir duru?un kad?nlar için daha dar kalçalar demek olmas? do?um kanal?n? daralt?yordu. Üstelik ayn? anda insan bebeklerinin beyni büyüyordu. Erken do?umda bebeklerin kafas? ve beyni daha küçük oldu?undan erken do?um yapan kad?nlar daha çok hayatta kald?lar. Do?al seçilim erken do?um yapan kad?nlara öncelik verdi. Erken do?um nedeniyle insanda, di?er hayvan türlerine göre yavrular ya?am için gereken ço?u sistemini henüz tam geli?tirmeden do?ar. ?nsan bebekleri bu nedenle y?llarca bak?m, koruma ve e?itime muhtaçt?r. Bu hem kad?n? eve ba?layan bir faktör olmu? hem de insanl???n ola?anüstü sosyal becerilerine ve kendi toplumsal problemlerine katk? yapm??t?r. Çocuk büyütmek sadece ailenin de?il, kabilenin görevidir.[ii]

Kabile ya?am?ndan sonra dil ortaya ç?kt?. Dilin ortaya ç?k??? hakk?nda çe?itli teoriler var. Bir teori on binlerce y?l önce ya?anan bir mutasyonun insan?n dü?ünü? ?eklini de?i?tirdi?ini iddia ederken, en çok tutan dedikodu teorisi olmu?tur. Buna göre, insan dili av?n, yeme?in yerini belirlemekte kullanmas?n?n yan? s?ra kabilede olan biten hakk?nda konu?ma iste?inin dili ?ekillendirdi?i iddia edilmektedir.

Dilin çok önemli iki i?levi vard?r insan?n ya?am sürecinde. Birincisi, dilin kavramlar? olu?turma i?levidir. Adland?rmayla ba?layan kavramsalla?t?rma, insan?n beyninde kümeler olu?turmas?d?r. Bu kavramsalla?t?rma ile birlikte insan çevresini anlamaya ve s?n?fland?rmaya ba?layacak, dil ve toplumlu yap?yla bunu ortak bir mirasa dönü?türecek, zamanla bu kavramlar insanl??? bir üst “model”e ta??yacak alet yap?m?na kaynakl?k edecek dü?ünce yap?s?n? kuracakt?r.[iii]

Dilin ikinci i?levi ise kurguyu beslemesidir. Yani gerçekte olmayan bir ?eyi hayal etmekle kalmay?p bunu kolektif olarak yapabilmemizi sa?lamas?d?r. Örnek mi? Devlet, hukuk, ?irketler(tüzel ki?i), bayrak, din, ticaret hatta özel mülkiyet ve para. Bu da insanlara di?er hayvanlar?n aksine, büyük gruplar halinde esnek bir i?li?i yapabilme becerisi sa?lam??t?r. Bu noktada ?unu belirtmek gerekir ki, kurgu yalan demek de?ildir. Yalan söyleyen hayvanlar da vard?r. Kurguda yalanlardan farkl? olarak söylenene herkes inan?r ve bu inanç sürdü?ü sürece hayali gerçeklik dünyada belli bir güce sahip olmaya devam eder. [iv]

?imdi ilkel toplum hayat?n?n biraz daha içine girerek i?bölümü ve da??t?m ili?kilerini inceleyelim.

Toplum ya?ant?s?nda tahmin edilebilece?i üzere bir i?bölümü vard?r. ?lkel toplumlar?n büyük bir k?sm?nda ilk i?bölümü cinsiyet üzerinden ya?anm??t?r. Bir görü?e göre bunun sebebi, fizyolojik karakterlerin farkl? olmas?d?r. Yani erke?in daha kasl? ve güçlü olmas? gibi. Ama asl?nda bu görü? tam olarak do?ru denemez. Örne?in Neanderthal insan?n?n ve dolay?s?yla kad?n?n?n fizik yap?s? günümüz insan?ndan çok daha güçlüdür ve ava çok daha yatk?nd?r. Ama orada da cinssel i? bölümü göze çarpmaktad?r. As?l sebep gebelik ve emzirme sürecini kad?n?n ya?amas? gibi görünmektedir. Gebelik ve emzirme nedeniyle avlanma için uzun süreli olarak kamptan uzakla?amayan kad?n, yeti?mesi di?er hayvanlara göre çok daha ilgi gerektiren ve y?llar alan insan yavrusunu büyütmek görevini üstlenmi?tir. Kad?n sadece kendi yavrusunu yeti?tirme görevini üstlenmez, toplumsal anal?k görevini de üstlenir yani kabilenin tüm çocuklar? onlar?n sorumlulu?undad?r. Cinssel i?bölümü ate?in kullan?lmaya ba?lamas?yla daha da derinle?mi?, daha az devingen olan çocuklu ailede kad?n?n görevi kampta ate?i yanar durumda tutmak olmu?tur.[v]

Cinssel emek bölümünü do?uran bir ba?ka etmen de komünal avdan orta büyüklükte hayvanlar?n avlanmas?na do?ru geçi?le olmu?tur. Komünal av döneminde tüm kabile ortak bir ?ekilde büyük hayvanlar? avlamaya çal???rken; birincisi ok, m?zrak gibi hayvanlara etki edebilen araçlar?n, ikincisi kad?n? daha etkin olarak derleyicili?e yönelten torba, sepet gibi ta??ma araçlar?n?n bulunmas? komünal avlanma biçiminin terk edilmesini olanakl? k?ld?. Üretim aletlerinin geli?mi?li?i yan?nda, büyük sürü av?n?n ya da çok iri hayvan av?n?n riskli olu?u ve büyük organizasyon gerektirmesi, insanlar? orta boy hayvanlara yöneltti. Ancak ne erkek ne kad?n kendine yetememektedir. Böylece derleyicilik yapan kad?n ve avc?l?k yapan erkek birle?erek aileyi kurarlar. Genelde kar??la??lan do?rultu bu olsa ve cinsiyetlerin görevleri aras?nda geçi?kenlik gözlenebilse de kabileler do?a ko?ullar? nedeniyle farkl? do?rultuda ilerlenmi? olabilir. Örne?in Guayakilerde, ya?an?lan orman?n engelleri nedeniyle kad?n derleyicilik dahi yapamaz, o görev de avc? erkeklerindir. Hatta Guayakiler’de cinssel i? bölümü öylesine bir boyut alm??t?r ki, erkek kad?n?n sepetine dokunamaz, dokunursa lanetlenece?i ve kad?nla?aca?? söylenir. Kad?n yaya dokunursa avc?ya u?ursuzluk getirir ki, bu felaket demektir. Çünkü av eti Guayakilerin en önemli besinidir ve avc?n?n de?il toplulu?undur. Avc?n?n av etinden yemesi kesinlikle yasakt?r. Sebebi de bütün erkekleri ayn? düzeye getirerek kar??l?kl? yiyecek ba????nda bulunmay? sadece mümkün de?il ayn? zamanda zorunlu hale getirmesidir. Ayr?ca avc?y? av?ndan ay?rarak ba?kalar?na güvenmek zorunda b?rak?yor böylece toplumsal ba?lar daha da güçleniyor.[vi]

?lkel toplum insan? öyle ya da böyle bir i?bölümü sonucunda av eti ve meyve-sebze elde eder. Bunlar? yapmak ve dolay?s?yla hayatta kalmak için sürekli yemek aramak için geçen hayvans? bir ya?am sürmek zorunda de?illerdir. Günde 3-4 saat çal??arak toplulu?un ihtiyaçlar?n? giderebilirler ve daha fazlas?n? istemek ak?llar?na dahi gelmez. Ayr?ca san?lan?n aksine, bu az çal??maya ra?men ciddi bir üretim fazlas? vard?r. Bu art?-ürün genelde ?enliklerde ve yabanc?lar?n ziyaretleri s?ras?nda tüketilir.[vii]

Yerlilerin az çal??arak toplulu?un ihtiyaçlar?n? giderecek miktar? elde ettikten sonra daha fazla çal??mamas? asl?nda onlar?n bu ürünlerin sahibi say?lmamalar?ndan geliyor. ?lkel toplumda elde edilen av ya da derleme ürünü ki?inin de?il kabilenindir. Elde edilen ürünler kabile içinde da??t?l?r. Da??tmak ayn? zamanda vermektir. Ne bir hak ne de bir zorunluluktur. Toplumsal ili?kilerin yap?s?n? ifade eden bireyin duygu dünyas?nda içselle?mi? bir yükümlülüktür. Özel mülkiyet ise as?l olarak, vermeme hakk?n?n tan?nmas?d?r denebilir.

Da??t?m? yapan verme hakk?n? elbirli?i tak?m?n?n üyesi olmaktan, emek sürecine do?rudan kat?lm?? olmaktan al?r. Zaten toplumsal olan? verme yoluyla topluma devreden ilkel toplum insan? art?k bölü?türen de?il bölü?ümden pay alan konumuna gelir. Bu da onu kabiledeki di?er insanlarla e?it bir konuma koyar.

Ancak sahip olunan ?ey verilebilir, bu da bir mülkiyete i?aret ediyor san?labilir. Ama bildi?imiz anlamda de?il.. Burada, bireyin kendi gereksinimlerini gideren nesneyle insan aras?ndaki ili?ki de?il, belli gereksinimleri gideren ?eyleri konu edinen insanlar aras?ndaki hak ve yükümlülük ili?kisi vuku bulur. Marx konu hakk?nda “Birey dilini toplulu?un bir üyesi olarak benimser. Bireyin ürünü olarak dil olanaks?zd?r. Ayn?s? mülkiyet için de geçerlidir.” (Marx 1981 (1857-58):490) diyor.[viii] Örne?in yay? dü?ünelim. Av?n toplum için ne kadar önemli oldu?unu söyledik. Avc? ve yay aras?ndaki ili?ki onun yay üzerinde bir tahakküm kurarak ba?kalar?na kar?? sürebilece?i bir hak elde etmesi de?il, daha çok kabilesine kar?? bir sorumlulu?udur diyebiliriz.

Yine ilkel toplumlarda rastlanan bir ba?ka “verme” yöntemi ise arma?and?r. ?lkel toplum insan?, dolays?zca ve kar??l?ks?z olarak ihtiyaç sahiplerine vermek için art?-ürün üretir. Arma?an? vermek de?il, kar??l?k görmemek yücelticidir. 

?imdiye kadar anlatt?klar?m?zdan görüldü?ü üzere ilkel toplumlarda mallar üstünde bir ortakl?k vard?r. Bunu genelde kolektif mülkiyet olarak adland?r?yorlar. Her ne kadar kolektif mülkiyet egemen payla??m usûlü olsa da, bunun baz? maddelerin üzerinde ki?isel mülkiyet kurulmas?na engel olmayaca??n? savunan bir görü? vard?r. Bu görü?ü savunan Levy Bruhl’a göre, fertler taraf?ndan bizzat kullan?lan veya yap?lan e?ya bu kabildendir. Levy Bruhl “Bu e?ya onun ?ahs?ndan ay?rt edilemez: Onun bir parças? hatta kendisidir.” diyor.[ix]

?lkel insanlar?n mistik dü?ünü?ünde ki?ilik vücudun s?n?rlar?nda bitmez. Gizli ve sihirli bir güç vücudun ayr?lmaz bir parças? olan maddeler üzerine de sirayet eder. Örne?in; yay, tak?, evde kullan?lan çe?itli malzemeler gibi. Bundan ç?kan ilk sonuç ?udur: Mülkiyet ki?i gibi “kutsal”d?r, d?? bir kuvvet taraf?ndan himayeye ihtiyac? yoktur. Baz? ilkel toplumlarda gelene?e sayg? yeter. Bir e?ya üzerindeki mülkiyeti ifade için ona bir i?aret, balmumundan bir i?aret, ve bir yün ipi gibi, koymak yeterdi. Bu takdirde, o e?yaya art?k kimse dokunamazd?. Bu anlay??tan ç?kan ikinci bir sonuç da ferdin bütün ?ahsî e?yas?n?n ölümüyle birlikte kendisi gibi ortadan silinmesiydi. Ölümünde bu e?yalar ya gömülür, ya da yak?l?rd?.

Bazen ölünün e?yalar?, çocuklar?n?n ç?karlar? gözetilerek, yok edilmeden saklanabilir. Grönland Eskimolar?nda ölü, kayak ve av aletleriyle birlikte gömüldü?ü halde, çad?r? miras olarak o?luna b?rak?l?r. Bolivya yerlilerinden bir k?sm?nda baban?n veya anan?n e?yalar?ndan baz?lar? evlâd?na kal?r, fakat bunlar? kullanmak isterse ölenlerin iznini almak zorundad?r. Meselâ bir baltay? kullanmak istedi?i zaman hemen biraz sonra getirece?im der.[x]

Bir ba?ka görü? ise ilkel toplumlarda her mal herkes taraf?ndan elde edebildi?i için özel mülkiyetin anlams?z oldu?unu söyler. Bir yay, bir tak? yapmak herkesin yapabilece?i ve yapt??? bir i?tir. Biz de, Chellaye’nin kitab?nda aktard??? görü?e bu nedenle ?üpheyle yakla??yoruz. Ayr?ca, ferdin geni?lemesiyle maddelere sirayet etmesinin ve kutsalla?t?r?lmas?n?n as?l nedeninin o maddelerin kabile için de?erinin ve kabilenin kutsiyetinin, ayr?ca neredeyse bütün yerlilerde rastlanan atalara sayg? ve itaatin bir yans?mas? oldu?unu dü?ünüyoruz.

Buraya kadar anlatt?klar?m?z, genelde ta??n?r mallara dairdi. ?imdi biraz da ta??nmazlara, yani o dönem için topra?a bakabiliriz.

Toprak üstünde toplumun kolektif mülkiyeti vard?r. Çünkü birey toplumun unsurudur sadece. Bu grup, yaln?z ya?ayanlar? de?il, ölüleri de içine al?r. Örne?in Avustralya yerlileri topraklar?nda yeniden dirilmelerini bekledikleri atalar?n?n aziz ruhunun yatt???na inan?rlar.[xi] Bu topraklar?n gerçek mülkiyeti atalara aittir. Bu nedenle toprak kesinlikle devredilemez.

Toplumun belli bir toprak alan?na kendi mülkiyeti olarak davranabilmesi ancak ba?ka toplumlarla ili?kisi içerisinde kavranabilir. Üretilen zenginlik, di?er toplumlarla payla??lmad??? ve di?er toplumlar?n ya?mac? sald?r?lar?ndan korunmak zorunda kal?nd??? durumlarda, birikmi? zenginlik ve toprak, toplumun ba?ka toplumlar kar??s?nda kendi askeri gücüyle sahip ç?kt??? mülkiyetidir. Bununla birlikte belli bir arazi üzerinde ya?ayan toplum, ba?ka hiçbir toplumdan bu araziye ili?kin bir tehdit gelmese dahi kendi içinde bir bölü?üm sorunu ya?ayabilir. Bu durumda birey arazinin zilyetli?ini[xii] do?rudan toplum üyesi olmaktan al?r. “Yerel grubun av sahas? tüm gruba aittir ve tüm üyelerin bunun herhangi bir parças? üzerinde e?it bir avlanma hakk? vard?r.” (Radcliffe-Brown 1964:41)[xiii]

?imdi ikinci bir soru sormak gerekiyor: Kolektif mülkiyeti önceleyen bir toplumda, ne oldu da özel mülkiyet egemen hale geldi? Soruya cevap bulmak için öncelikle ?efin iktidar?ndan bahsetmek gerekiyor.

?efin iktidar?yla alakal? iki farkl? görü? var: ?lk görü?; ilkel toplumlarda itaatin ki?iye de?il atalara oldu?unu, dolay?s?yla ?efin atalar?n düzeninin devam? için siyasal bir araç oldu?unu söyler.  Bildi?imiz anlamda yöneten-yönetilen ayr?m? olmad??? için bu toplumlarda siyasal iktidar?n olmad???n? iddia eder. ?kinci görü? ise, “Siyaset d???n? siyaset olmaks?z?n yorumlamak nas?l imkans?zsa, do?rudan toplumsal denetim arac? olmaks?z?n, yani toplumu iktidar olmaks?z?n dü?ünmek de öylesine imkans?zd?r.”[xiv] der. Bu görü?ü savunanlar toplumlar? zorlay?c? iktidar?n oldu?u - olmad??? toplumlar olarak ikiye ay?r?r. Emir-itaat ili?kisine dayan?lmamas?n? sadece iktidar?n özel bir durumu olarak görürler.

Hangi görü? kabul edilirse edilsin, ilkel kabile ?efinin günümüzdeki anlam?yla bir siyasal iktidara sahip olmad???n? rahatl?kla söyleyebiliriz. Bunun nas?l?n? biraz daha açal?m. Önce sözü yine Pierre Clastres’e b?rakal?m:

“Gücün ele geçirilmesi sözün de ele geçirilmesi demektir.(…) Kabileye hükmeden ?eftir ve ?ef ayn? zamanda kabilenin sözcüklerine de hükmeder. (…) Ancak yerli toplumlar?nda söz ile iktidar aras?ndaki ili?kinin çok belirgin ve önemli bir farkl?l??? vard?r. Devletli toplumlarda söz iktidar?n hakk?d?r, ilkel toplumlarda ise görevidir. Ba?ka bir deyi?le ?ef ?ef oldu?u için konu?ma hakk?na sahip de?ildir, ?ef olmak istiyorsa konu?mak zorundad?r.”

?lginç olan durum, ?efin söylediklerinin kabile için hiçbir anlam ifade etmemesidir. Daha do?rusu herkesin bu hiçbir anlam ifade etmiyormu?, hiç önemli de?ilmi? gibi yapma yükümlülükleri vard?r. Görevini unutup emir vermeye kalkan ?ef terk edilir. ?lkel toplum, kendisinden ayr?lm?? bir iktidar? yads?r. Çünkü iktidar?n gerçek kayna?? ?ef de?il toplumun kendisidir.

?efin bir ba?ka görevi de topluma kar?? cömert olmas?d?r. Öyle ki, ilkel toplumlarda bu ço?u zaman toplum taraf?ndan ?efin sömürülmesine kadar gitmektedir. ?efin “art?k vermiyorum” demesi ?eflikten feragat ilan? gibidir.

?lkel toplum, do?as? gere?i ?iddetin iktidar?n özü oldu?unu bilir. Bildi?i için de iktidar ile iktidar kurumunu, emretme gücü ile ?efli?i birbirinden sürekli ayr? tutmaya çal???r. ?lkel toplum e?itsizli?in olu?mas?n?n önüne geçmek için her genç erke?i, kabul töreninde i?kence etmek suretiyle damgalar. Ö?retilmeye çal???lan bütün toplum üyelerinin de?erinin ayn? oldu?udur. Vücuda yara izi olarak i?lenen yasa, ilkel toplumun bölünme tehlikesiyle kar?? kar??ya kalmas?n?, toplumdan ayr? bir iktidar?n onun denetiminden kurtulabilecek bir iktidar?n olu?mas?n? önler.

Toplumda siyasal iktidar?n olu?mas?yla özel mülkiyetin ortaya ç?kmas? aras?nda do?rudan bir ba?lant? vard?r. Bu ba?lant?, tar?ma geçi?le beraber eme?in ve art?-ürünün ?ef taraf?ndan kontrol edilmesiyle ortaya ç?kacakt?r.

Tar?ma geçi?in MÖ 9500-8500’de Türkiye ve civar?nda gerçekle?ti?i dü?ünülmektedir. Tar?ma geçi? için Harari, insanlar? daha kalitesiz besine mecbur k?ld???n? ve avc?-toplay?c? dönemde elinde olan bo? zaman?n? ortadan kald?rd???n? söylemekte ve bu nedenle tarihin en büyük aldatmacas? olarak nitelemektedir. Ona göre, tar?ma geçi? daha iyi beslenme sunmad??? gibi daha güvenli bir ya?am da sunmad?. Avc? toplay?c?lar ba?ka bir grup taraf?ndan bask?ya u?rad???nda bölge de?i?tirip kendilerini kurtarabiliyorlard?. Tar?m toplumu ise evini, tarlas?n? b?rak?p gidemez, sava?mas? gerekir. Zamanla ?ehirler, devletlerin kurulma sebebi de bu ?iddetin kontrol alt?na al?nmas?d?r. Yine de yerle?ik hayata geçi?in çiftçilere sa?lad??? yarar, hava ko?ullar?ndan ve hayvanlardan daha iyi korunma oldu.

Tar?ma geçi? bir anda olmad?. Buzul ça??ndan sonra de?i?en iklim tah?llar için gerekli ko?ullar? haz?rlad? ço?alarak yay?lan tah?llarla beslenen insanlar fark?nda olmadan bitkinin yay?lmas?na da yard?mc? oldular. Bu?day?n çok bulundu?u yerde av hayvanlar? ve besin kaynaklar? da bol oldu?undan ba?ta insanlar birkaç haftal???na hasat için geldikleri kamp alanlar?n? zaman içinde kal?c? köye dönü?türdüler.

Göçebelikten yerle?ik ya?ama geçmekle, kad?nlar her sene hamile kalabilecek duruma geldiler. Göçebeli?in gerektirdi?i yüksek enerji tüketimi azald?, vücudun ya? oran? artt? ve bu kad?n?n do?urganl???n? yükseltti. Ayr?ca ni?astal? besinler emzirme süresini ve s?kl??? azaltt?, sonuç nüfus art??? oldu. Nüfusun art???yla tar?msal üretim daha ciddi bir gereklilik haline geldi.

Avc?-toplay?c?lar bir sonraki haftay? ve ay? pek dü?ünmezlerdi. Çiftçilerse hayallerinde gelecek y?llar? hesapl?yordu. Art?k çevreyi anlamak ve ona etki edebilmek ya?ayabilmek için elzemdi. Sadece mevsim döngülerinin de?il, do?al afetlerin etkilerine de fazlas?yla aç?kt?lar. Köylüler stok yapabilmek için tükettiklerinden fazla üretmek durumundayd?lar. Art?-emekle üretilen art?-ürünün saklanmas? da depolama zorunlulu?unu ortaya ç?kard?.

Art?-ürünün sakland??? ambar beyin kendi ambar?d?r. Ambardaki y???n, k?tl?k beklenen bir mevsimin bolluk içinde geçti?i dönemlerde ?enlikler, dü?ünler yoluyla di?er ailelere sunulur. Ard?ndan di?er aileler de buna arma?anlar vererek geri dönerler. Bu yine de beyin ki?isel servetinin art??? gibi görünmese de artan nüfusla beraber beyin da??t?mda giderek daha etkili olmas?na ve merkezi ambardan yap?lan da??t?m sonucu olu?an merkezile?menin de hiyerar?inin olu?umuna imkan tan?mas?na neden olmu?tur.

Beyin toplum içinde kurumla?mas?yla, meta üretimine benzer bir ili?ki biçimi do?ar; üreticiler, neyin, ne kadar, nas?l ve kimin için üretilece?ine birlikte karar vermezler. Emeklerinin toplumsalla?mas? bey dolay?m?yla gerçekle?ti?inden toplumu, kendi iradelerinin ve emeklerinin sonucu olarak görmezler. Böylece aile giderek önemini yitirir ve toplum onlar için bey olur. Daha sonra bu ambarlar Sümerlerde tap?na?a dönü?ecek, bey din i?lerinin yan?nda geri da??tma i?levini de üstlenecektir.[xv] ??te tam bu ko?ullarda beyin toplum taraf?ndan denetlenebilme olana?? olmad???ndan, sömürü ve s?n?fla?man?n do?ma imkan? vard?r.

Bu imkan?n ortaya ç?kmas?n?n ard?ndan beyin siyasal iktidar?n? ilan etmesi tam olarak nas?l ortaya ç?kt?, bilim hala buna yan?t ar?yor. Ancak ?unu kesin olarak biliyoruz ki, depolama ko?ullar?n?n bulunmad??? ya da birikim yapmayan toplumlar kal?c? önderlik geli?tirememi?ler, önderler beye dönü?memi?lerdir. Zaman zaman ortaya ç?kan obalar aras? dövü?ler gibi elbirli?ini ve koordinasyonu gerektiren i?ler önderli?e bir ölçüde izin verir, ama asla tüm toplumun örgütlenmesinin asli unsuru haline gelmez.[xvi]

?lk yaz?m?zda, insanl???n devlet olu?umuna kadar tarihini ve mülkiyetin o zamana kadar kaydetti?i a?amalar? incelemeye çal??t?k. Bunu yaparken neden-sonuç ili?kileri kurmaya ve onlar? temellendirmeye çal??t?k. Ancak ?unu özellikle belirtmek gerekir: Neden sonuç ili?kisi, anlatt???m?z bütün sonuçlar?n tek ya da do?al sonuç oldu?unu göstermez. ?nsanl?k yol ayr?mlar?nda karar vermek zorunda kalm??t?r, bu kararlar?n da her zaman do?ru oldu?u söylenemez.

Bu noktada yaz?m?z?, Pierre Clastres’in kitab?n?n son sözünü al?nt?layarak ve ona ek yaparak bitirmek istiyoruz: “Tarihi olan halklar?n tarihinin s?n?f mücadeleleri tarihi oldu?u söylenir. Tarihi olmayan halklar?n tarihinin de, ayn? ölçüde geçerli bir yakla??mla, devlete kar?? mücadelelerin tarihi oldu?unu söyleyebiliriz.” Clastres çok hakl?. ?lkel kabilelerin, siyasal iktidar?n olu?mas?n? nas?l engellemeye çal??t???n? gördük. Ancak eklemek gerekir ki bu kabileler ayn? zamanda e?itsizli?i ve onun en somut görünümlerinden biri olan özel mülkiyeti de engellemeye çal??m??lard?r.

 


[i] O?uzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, E?ya Hukuku s.2 vd.

[ii] Harari, Hayvanlardan Tanr?lara Sapiens, s.23

[iii] Ayr?nt?l? bilgi için bkz. Cemal, E?itlikçi Toplumlar s.12 vd.

[iv] Harari, Hayvanlardan Tanr?lara Sapiens s.37

[v] Cemal, E?itlikçi Toplumlar s.59, s.171.

[vi] Clastres, Devlete Kar?? Toplum s.101-102

[vii] Clastres, Devlete Kar?? Toplum s.179

[viii] Cemal, E?itlikçi Toplumlar, s.175

[ix] Chellaye, Mülkiyetin Tarihi s.14

[x] Chellaye, Mülkiyetin Tarihi s.14

[xi] Chellaye, Mülkiyetin Tarihi, s.12

[xii] Zilyetli?in tan?m? hakk?nda doktrinde uzla?? yoktur. Medeni Kanunumuzun 973. maddesinde “bir ?ey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.” demek suretiyle bir tan?m yap?lmaya çal???lm??t?r.

[xiii] Cemal, E?itlikçi Toplumlar, s.245

[xiv] Clastres, Devlete Kar?? Toplum, s.22

[xv] Cemal, E?itlikçi Toplumlar, s.305

[xvi] Cemal, E?itlikçi Toplumlar, s.290

 Sean Kuraly Authentic Jersey

 

 

Irgatl?k etti?i köyden ?ehre göçen Cabbar, yoksul bir arabac?d?r. Anas?, kar?s?, be? çocu?u ve kendisine ek iki de at? vard?r, ya?atmas? gereken. Gece gündüz çal??mas?na ra?men eline bir ?ey geçmez; evinde tenceresi zor kaynar. Bakkal, atç?, yemci, araba tamircisi derken tencerenin kaynamas?n? sa?layacak tüm ili?kiler a??n?n öteki ucundakilere borçludur. Film boyunca anlat?lan ya?am mücadelesinde Cabbar’?n umudunu ba?lad??? nesneler ve dü?ünceler, çaresizli?in boyutu ile ili?ki içerisindedir. Ba?larda umut nesnesi bir piyango bileti iken at?n?n da ölümü sonras?nda artan çaresizlik ile eski a?alardan beklenen yard?ma, daha sonra kur?unsuz tabancaya dönü?ür. Filmin ilerleyen bölümünde geçim arac?n?n alacaklar taraf?ndan sat??a ç?kar?lmas? ile her ?eyinin kaybeden Cabbar, Hasan’?n define hayalini umut edinir. Burada resmedilen olaylar bizzat Kapitalizmin mülksüzle?tirme yolu ile üretim araçlar?n? ellerinden al?p ?ehirlere sürdü?ü ve geçim derdine dü?ürdü?ü y???nlar?, umut ve bekleyi? içerisine sürmesinden ibaret. ?zleyiciye sunulan umut nesnesi filmde sürekli dönü?üme u?rar. Biçim de?i?tiren umut, filmde geçim arac?n?n da kaybedilmesinden sonra tamam?yla hayali hale bürünür. Cabbar’?n sefaletinin ne kadar derinle?ti?inin göstergesidir. K?rk lira ile ailesini geride sefalet içinde b?raktt??? s?rada “...Allah yüzümüzü güldür, bir arabayla bir at, bana ac?m?yorsan bu çocuklara ac?, biz çok çektik, bari bu çocuklar çekmesin...” diye dua eden Cabbar’a ‘Rabb’inin yard?m? yak?n m?d?r?’ Dü?erler yollara s?rtlar?nda kazma kürek, önlerinde e?ek ile Cabbar, Hasan ve Hüseyin Hoca. Cabbar’?n sefaleti Ceyhan’?n kurak topraklar?na, kuru a?açlar?n diplerine kadar uzan?r, daha da derinle?ir. On gün sürmesini planlad??? ve ailesini sefalet içerisinde b?rakt??? bu umut yolculu?unda bir ay geçmi?tir. ‘Çor çocuk açt?r, ne yerler?’

Filmde Cabbar’?n arabas?nda Hasan ile geçen ?u konu?ma: “...Paran olunca her i? iyi olur. Paran olunca kebap yen, paran olunca tatl? yen, ?arap içen, iyi yataklarda yatars?n. Paras? olunca adam kuyvvetli olur, paras? olunca adam?n evi, avrad? olur, evinde tenceresi kaynar, çocuklar? olur. Paran olmad? m? idi de dünyada senden kötüsü, senden pisi yoktur. Her yerden kovarlar seni. Fakirin yüzü so?uktur. Niye so?uktur Cabbar karde?, mesela k?? gününde en so?uk vaktinde cebinde paran olmad? m?, yaz gününde ü?ürsün, neden? Çünkü para adam? s?cak tutar...”[i] , kapitalist üretim biçiminin Marx’?n formülasyonu ile P-M-P* biçimini[ii], yani son a?amas?n? ald???n? göstermekte. Yani para meta, art?k kapitalistin yan? s?ra üretim araçlar?n? kaybeden i?çi s?n?f?n? da pe?inden sürükler. Filmin çekildi?i y?l dü?ünüldü?ünde Y?lmaz Güney’in, Türkiye’nin küresel finans kapitalizmine tamamen entegre olmas?na on y?l gibi bir zaman kald??? y?llarda, bu haz?rl?k a?amas?n? ve sistemin nereye evrilece?ini ustal?kla tahlil etti?i ortaya ç?kmakta. Çe?itli sahnelerde de bu entegrasyon sürecine göndermeler yap?lmakta; filmin ba??ndaki araba sahnesindeki reklam panolar?nda, büfenin önündeki afi?lerde uluslararas? ?irketlerin ülke piyasas?na girmekte oldu?unu görüyoruz.

Cabbar’?n çevresine örülmü? olan ekonomik ili?kiler a??n?n filmdeki tüm toplumsal ili?kileri belirledi?i aç?kt?r. Cabbar, bakkal?n, yemcinin, atç?n?n, tamircinin kar??s?nda borçlu olarak yer al?r. Kapitalizmin t?pk? bugün de oldu?u gibi nesne haline getirdi?i öznelerden[iii] biri olan Cabbar, ne yaparsa yaps?n yoksulluktan kurtulamaz. Suç kendisinde de?ildir. Sistemin ona biçti?i rol, o kadar kesin ve bariyerlerle kapl?d?r ki kurtulu? yap? içerisindeki hareketler ile mümkün de?ildir. Film bu gerçe?i sürekli resmeder. Filmin ba?lar?nda göze çarpan arabac?lar?n örgütleni?ine, konu?malar?na bir o kadar da yabanc?d?r Cabbar. ?çinde var oldu?u s?n?f?na olan bilinçsizli?i umudunu sürekli bir beklentiler zinciri içerisine ba?lamas?na neden olur. Y?lmaz Güney bu noktay? ?öyle belirtmi?ti: “Halk gelecek ?eyin ne oldu?unu, hatta umudun ne oldu?unu da bilmiyor. Bizim halk?m?z devaml? bir bekleme içindedir. Benim anlatt???m umut, asl?nda bu bekleyi?in hikayesidir. Aldat?c? bir umudu anlatmak istedim. Umut, bizim hayat?m?z?n bir parças?d?r. Aya?? yere basan bir insan bo? ?eyleri hayal edip umutlanmaz. Toplum belli bir düzeye ula?t??? zaman insanlarda hayale dayanan umutlar kalkar. “Umut”, düzen bozuklu?unun simgesidir.”[iv]

Sistemin kendisinin yaratt??? umut biçimleri, kimi zaman bir piyango bileti, kimi zaman a?an?n lütfedece?i bir at, kimi zaman da tamamen aldat?c? bir define hayali ile kendini tekrar gösterir. S?n?fa olan bilinçsizli?i bir yandan da yoksulluk ve geçim derdini besler. Bu ikili olabildi?ine ac?mas?zd?r . Öyle ki, tamam?yle suçsuz oldu?u ve at?n?n öldü?ü araba kazas? sonras? karakolda kendini gösterir bu ac?mas?zl?k. Cabbar yoksuldur, bu yüzden suçludur da. ?skemlede oturan zengin adam?n ikram etti?i sigaray? içen komiser, ayakta bekletilen ve kendini ifade etmeye çal??an Cabbar’? sürekli “Kes lan!”, “Ben bilirim arabac? milletini...” gibi cümlelerle keser. Yoksullu?u yüzüne yüzüne vurulan Cabbar, suçludur. Bu suç, zengin adam?n “Komiser Bey, idare edin bar??al?m. Fakirdir kendisi.[v]” sözleri tekrar tekrar izleyiciye gösterilir. Asl?nda tüm sahnede, Y?lmaz Güney egemen s?n?f?n bürokrasi ile olan organik ili?kisini gözler önüne serer. Ekonomik gücün siyasi ve politik gücü simgelemesi, karakol sahnesinde, i?çi s?n?f?n?n temsilcisi Cabbar’?n suçlanarak ezilmesi ile gösterilir. Daha sonra, sefaletin var etti?i suç, k?z? Cemile’nin ?ngilizce imtihan?nda kendini tekrar gösterir. Bilgisizli?i ve sefaleti yüzüne vurulan Cemile’nin y?rt?k ayakkab?lar? s?nav ortas?nda konu olur, babas?n?n mesle?i sorulur. Yoksulluk o denli ac?mas?zd?r ki Cemile s?n?fta kal?r. Film boyunca verilen ya?am mücadelesinde, Cabbar’? sistemin içerisinde var olmaya iten sürekli bir aldat?c? umut biçimi vard?r. Bu umut bir yandan da s?n?fa olan bilinçsizli?i beslemektedir. Bugün itibari ile de devasa boyutlara olu?an i?sizlik oranlar?; genç i?sizler yada üniversiteli i?sizler, bizlere bu umut biçiminin ne denli aldat?c? oldu?unu tekrar tekrar göstermekte. S?n?f bilincine olan kay?ts?zl??? da i?çi s?n?f?n? olu?turan çal??an kesimin yaln?zca yüzde 12,76’s?n?n sendikal? olmas?nda görmekteyiz[vi]. Kald? ki ülkemizde çal??ma saatlerinin uzunlu?u ve çal??ma ko?ullar?n?n zorlu?u, devasa i?sizlik oranlar? dü?ünüldü?ünde,  s?n?f bilincinin ne denli hayati oldu?u a?ikar.  Umut asl?nda Cabbar’?n d???nda bir yerlerde de?il; bizzat Cabbar’?n kendisindedir. Ve Cabbar gibi olan binlercesinde. Bu noktada ünlü gökbilimci Carl Sagan’?n sözlerini hat?rlamak gerekir: “Ya?ad???m?z bu topraklar, onu saran uzay?n karanl??? içinde bir toz zerresi. Bu muazzam bo?luk içindeki kaybolmu?lu?umuzda, bizi bizden kurtarmak için yard?m etmeye gelecek kimse yok!” Tabi, bu cümleler Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler kitab?na yazd??? ?u cümleler ile daha da anlam kazanmakta: “Vermedi?imiz ?eyi alamazs?n?z, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i sat?n alamazs?n?z. Devrimi yapamazs?n?z. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdad?r ya da hiçbir yerde de?ildir.” ??te Cabbar’?n aldat?c? umut biçimleri içerisinde bitmek tükenmek bilmeyen bekleyi? ile kaybolmas?, tam da umudun kendisinde oldu?u gerçe?inin önüne perde çekmektedir.



[i] Guney, Y. (2017). Umut. ?thaki Yay?nevi, 45-46

[ii] Marx’?n Kapital birinci cildinde “Paran?n Sermayeye Dönü?ümü” bölümünde aç?klad???, sermayenin genel formülü ya da daha fazla paraya satmak için metan?n sat?n al?nmas?. Bu form, kapitalistin kar??s?nda emek gücünü meta olarak bulmas? ile gücümüz biçimine bürünür. Bu a?amada, emek gücünü kapitaliste satan i?çiler art?k bu yolla para kazan?p, hayatlar?n? sürdürmek zorundad?rlar. Çünkü ba?ka alternatifleri kalmam??, üretim araçlar?ndan mülksüzle?tirme yolu ile yoksun b?rak?lm??lard?r.

[iii] Marx’?n Kapital’in ilk cildinin birinci bölümünde ‘Metan?n Feti? Karakteri ve Bunun S?rr?’ ba?l??? ile sundu?u, meta  yada piyasa mekanizmas?n?n üretici s?n?f? kendi eme?ine yabanc?la?t?rarak nesne, kendisini özne biçimine sokmas?.

[iv] Guney, Y. (2017). Umut. ?thaki Yay?nevi, 146

[v] Guney, Y. (2017). Umut. ?thaki Yay?nevi, 47

[vi] Tuik Temmuz 2018 verisi.

 Nick Boyle Authentic Jersey

 


Toplumun s?n?fsal bilincinin artmas?, üretim araçlarlar?n? elinde bulunduran burjuvazi için ?üphesiz büyük bir tehlike. Bu olas?l??? olabildi?ine azaltmak için burjuvazinin var gücüyle mücadele etmesi, yöneten kadrolar ile olan ekonomik ili?kiler a??yla yarat?lan r?za ile, emek, kendi bilincinden soyutland?. Sendikalar?n tarihsel süreçte mevzilerini git gide kaybetmesi, eme?i 21. yy itibari ile tamamiyle savunmas?z b?rakm?? durumda. ?nsanlar?m?z ya?ad?klar? bunal?m?n, geçim derdinin as?l nedenini kavrayamayacak kadar ku?at?lm?? halde. Sistemin mülksüzle?tirme yoluyla ?ehirlere sürdü?ü emek y???nlar?, bu mekanlarda da ba?? bo? b?rak?lmamakta ve tüketim kanal? ile sürekli borçland?rmakta. Bu durum ?üphesiz insanlar? her ne ko?ulda olursa olsun çal??mak zorunda b?rak?yor.

Öncelikle, tarihsel sürecinde geometrik olarak artm?? ve artmaya devam eden maddi zenginli?in kayna??n?, nas?l ortaya ç?kt???n? basitçe, matemati?i kullanarak anlatmaya çal??aca??m.Olabildi?ine karma??k ili?kiler a??n? daha kolay çözümlemek için Piero Sraffa’n?n kulland??? yöntemi kullanal?m[i].  ?lk olarak ?öyle bir varsay?mda bulunal?m: farz edelim ki ekonomide iki sektör var olsun. Bu sektörler m?s?r ve demir sektörleri olsun ve bu sektörlerde çal??an insanlar?n ücretleri bu üretimler üzerinden ödensin. Denklemleri A.Shaikh’in örnekleminden de?i?tirmeden al?yorum[ii].

Denklemlerimiz tam olarak ?öyle:

250cn + 12ir + 4hr.10Ncn = 400cn     (M?s?r Üretimi)

90cn + 3ir + 4hr.5Nir = 30ir               (Demir Üretimi)

?imdi k?saca aç?klarsak, üretim sürecinde m?s?r? kapitalist tüketim metas?, demiri ise kapitalist yat?r?m metas? olarak dü?ünelim.  M?s?r sektöründe girdi olarak 250 kilo m?s?r tüketimi ve 12 kilo demir tüketimi yap?lmakta ve 10 i?çi üretim sonucunda elde edilecek miktar için gerekli olan emek zaman olarak günde 4 saat çal??makta, bu 4 saat sonras? 400 kilo m?s?r üretimi ç?kt? olarak elde edilmektedir. Demir sektöründe ise, 5 i?çi gerekli emek olarak 4 saat çal??ma süresince 90 kilo m?s?r ve 3 kilo demir kullanmakta, 4 saat sonucunda 30 kilo demir üretimi yap?lmaktad?r. ??çilerin günlük ücretleri 4 kilo m?s?r + 1 kilo demirin de?erine e?de?er oldu?unu ve bu ücretin bir günlük temel ihtiyaçlar?n? kar??lad???n? varsayal?m. ?imdi tüm bu üretim sürecini bir tabloya dökelim.

 

Tablo 1: Art?k De?ersiz Üretim

 

M?s?r ??kolu

Demir ??kolu

   Toplam

M?s?r Kullan?m?

250

90

340

Demir Kullan?m?

12

3

15

?stihdam

10

5

15

??çi Saatleri

40

20

60

Toplam Ürün

400

30

 

Toplam Girdi

340

15

 

Net Ürün

60

15

 

Reel Ücret

60

15

 

Art? Ürün (Kar)

0

0

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 1 de gözüktü?ü gibi tüm ekonomide kullan?lan m?s?r miktar? 340 kilo iken üretilen m?s?r miktar? ise 400 kilo, kullan?lan demir  miktar? 15 kilo iken üretilen miktar 30 kilo. Yani, günün sonunda 60 kilo m?s?r ve 15 kilo demir fazlal??? gözükmekte. Fakat bu fazlal?k toplamda kullan?lan 60 saatlik insan eme?inin maddede cisimle?mesine denk. Bunu ?öyle bulabiliriz: ??çilerin günlük ücretleri = 4 kilo m?s?r + 1 kilo. Dolay?s?yla, toplamda 15 i?çi çal??t???na göre 15x4=60 ve 15x1=15 ile fazlal?k olarak gözümüze çarpan bu miktar tümüyle i?çilerin emeklerinin kar??l??? olarak ödenmekte. K?sacas? ekonomi de herhangibir art?k de?er üretim, ya da kapitalistin i?çilerden zapt edece?i kar mevcut de?ildir.

Günlük hayat?m?zda da gözlemledi?imiz üzere hiçbir sektörde hiçbir i?çi 4 saat çal??mamaktad?r. Ülkemizde yasal üst s?n?r haftal?k 45 saat olmas?na kar??n OECD 2017 verilerine göre[iii] haftal?k çal??ma saati ortalamas? 47.7 saat, nitekim baz? sektörlerde çal??ma saatlerinin daha da uzun oldu?u bilinmekte. ?imdi biraz daha gözleme dayanarak ekonomimizdeki i?çilerimizi günlük 8 saat çal??t???n? varsayal?m. ?? saatleri iki kat?na ç?kan i?çilerin üretim sürecinde kulland?klar? m?s?r ve demir miktarlar? da iki kat?na ç?kart?lm??t?r. Dolay?s?yla süreç sonundaki üretim de bir önceki senaryonun iki kat?n? bulmu?tur. ?imdi tablomuzu güncelleyelim.

 

Tablo 2: Art?k De?erli Üretim

 

M?s?r ??kolu

Demir ??kolu

   Toplam

M?s?r Kullan?m?

500

180

680

Demir Kullan?m?

24

6

30

?stihdam

10

5

15

??çi Saatleri

80

40

120

Toplam Ürün

800

60

 

Toplam Girdi

680

30

 

Net Ürün

120

30

 

Reel Ücret

60

15

 

Art?k Ürün (Kar)

60

15

 
     

 

 
 

??çiler ilk senaryoya göre iki kat? daha fazla çal??t?r?lm??, üretim iki kart? artm?? fakat maa?lar? artmam??t?r. Ortaya ç?kan art?k ürün ise kapitalistin cebine kar olarak girmi?tir. Gerçek hayatta da ya?anan bizzat budur. Marx üretim sürecinde kullan?lan girdileri ikiye ay?rm??t?r: de?i?ir sermaye (art?k üründe cisimle?en emek yada onu ortaya ç?karan emek) ve de?i?mez yada sabit sermaye (üretim araçlar? yani içerisinde ölü emek veya kullan?m de?eri bar?nd?ran üretim metas?; örne?imizdeki m?s?r ve demir). “...O halde sermayenin, üretim araçlar?na, yani ham maddelere, yard?mc? maddelere ve emek araçlar?na çevrilen k?sm?, üretim sürecinde de?er büyüklü?ünü de?i?tirmez...”[iv] Marx’?n bahsetti?inden anlad???m?z kadar?yla üretim araçlar? hiçbir zaman de?er yaratamaz. Marx’?n anlat?m? ile içlerinde bulunan daha önceden harcanm?? emek yada ölü emek ç?kt?ya i?gücü vas?tas?yla aktar?l?r. Ortaya ç?kan de?er ise art?k üründe cisimle?en ve kapitalist taraf?ndan i?çiden sömürülen insan eme?inden ba?ka bir?ey de?ildir. Dolay?s?yla 21.yy’da ortaya ç?kan bu muazzam zenginlik bizzat burjuvazi taraf?ndan gasp edilen eme?e ait olan ürünler y???n?d?r. Emek mücadelesinin en temel ahlaki dayana?? da bizzat burada yatmaktad?r.

 


[i] Sraffa, P., & ?enesen, Ü. (2010). Mallar?n mallarla üretimi: iktisat kuram?n? ele?tiriye aç??. Yordam Kitap.

[ii] Shaikh, A. (2016). Capitalism: Competition, conflict, crises. Oxford University Press., Chp.

[iii] https://stats.oecd.org/index.aspx?DataSetCode=ANHRS

[iv] Marx, K. (2013). Kapital (Cilt 1, M. Selik ve N. Satl?gan, Çev.). ?stanbul: Yordam Kitap.: 210

 

 

 Ozzie Smith Womens Jersey