Sineversus’da bu hafta Polonyalı ünlü sinemacı  Krzysztof Kieslowski’in 1988 yılı yapımı Cannes film festivali jüri özel ödüllü filmi Öldürme Üzerine Bir Film’in gösterimi yapıldı. Gösterim sonrası yapılan tartışmada Kieslowski’nin gerçeklik algısına ve sinema tasvirine değinildi. Filmde yapılan hukuk eleştirisi, Kieslowski’nin gerçeklik algısı etrafında şekillenirken; kötülüğün, ölümün heryerde olduğunu ve bunu caydırma, ceza girişimleri gibi, engellemelerin mümkün olmayacağını görmekteyiz. Diğer bir değişle, insanların, gerçekliğin hakikatini perdeleme  çabasının boşa olduğunu Kieslowski bu filmde de izleyicinin suratına vuruyor.

Pedro Almodovar’ın yönetmenliğini yaptığı Annem Hakkında Her Şey, oğlunun ölümünden sonra kendini bir zamanlar terk ettiği yere dönmek zorunda hisseden bir kadının hikayesiyle başlarken bir yandan da bizi bir çok farklı kadınla tanıştırır. Kadın filmlerinin yönetmeni olarak tanınan Almodovar çözümü yine kız kardeşliğin gücünde bulacaktır.

Film sonrası oluşturulan tartışmada karakterler ve onların hikayeleri çözümlenirken bir yandan da toplumsal cinsiyet rolleri sorgulanmıştır.

Mathieu Kassovitz’in yönetmenliğini yaptığı Protesto filmi, Paris'in gettolarında yaşayan biri pied-noir, biri yahudi, biri ise siyahi üç arkadaşın yirmi dört saatlik yaşamına konuk olmamızı sağlar. Filmi çektiğinde yirmi beş yaşında olan yönetmen şahit olduğu protesto olaylarını ve buna tepkisini bize film üzerinden aktarır.

Film sonrası oluşturulan tartışma, karakterler üzerinden ilerlerken onları bir araya getiren şeyin ne olduğu sorgulandı. Karakterlerin bir nefret duygusu içinde olduğu ve bunun nedenlerinin neler olduğu üzerinde tartışıldı. Dönemin Fransa’sı ve filmde bahsi geçen mekanlar üzerinden ilerleyen tartışmada filmi ilgi çekici hale getiren çekim tekniklerinden de bahsedildi.

 

Universusta ilki düzenlenen Plak sohbetlerinde Barış Manço konu edinildi. Bu sene altmışıncı sanat yılının dolduran Manço’nun hayat hikayesi ve Türk pop müziği içerisinde konumlandığı eşsiz yerden bahsedilirken Manço’nun şarkıları bizlere eşlik etti.

Sineversus ilk gösterimine Denis Villeneuve’nin yönetmenliğini yaptığı İçimdeki Yangın filmiyle başladı. Kanada’dan Lübnan’a uzanan filmde bir yandan Ortadoğu’nun en karanlık dönemine şahit olurken öte yandan bir ailenin karmaşık geçmişine ve sahip oldukları sırrın çözülüşüne şahitlik ettik.

 

Film sonrası yapılan tartışma; filmin esas aldığı dönem, aile bağları üzerinden ilerlerken film teknik açıdan da ele alındı.