0.Giriş

Genç işsizlik, dünya işgücü piyasalarının en önemli sorunlarından biri haline geldi. Son yıllarda hükümetlerin gündemlerinde üst sıralarda yerini alan bu problem, çözülmesine öncelik verilmesi gereken sorunların başında geliyor. ILO’nun tanımına göre Genç İşsizler 16-25 yaş arasında olan, 15 gün içerisinde çalışabilecek, çalışma isteği olan ve iş arayan insanlar için yapılan tanımdır. Genç işsizlik sorununun dünya ülkeleri arasında güncel bir problem olarak kalmaya devam etmesi ve ülkelerin farklı dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda sorunun ardında yatan etkenlerin çeşitliliği, ülkeler arası soruna yönelik politika farklılıklarını doğurmakta. Globalleşme ile Batılı ülkelerdeki çevre düzenlemelerinden ve yüksek üretim maliyetlerinden kaçan uluslararası şirketlerin üretimlerini Asya ve gelişmekte olan diğer ülkelere kaydırması, gelişmiş batı ülkeleri için istihdam kaybına neden oldu. Asya ve gelişmekte olan ülkelerde ise bu durum istihdam ve üretim artışı sonucunda toplam gelir artışına neden olurken; özellikle kırsal alanlar ile kentleşen bölgeler arasında istihdam farklılığını ortaya çıkarmış gibi görünüyor. Ülkelerin farklı dinamiklerine rağmen sorunun çözümü genel olarak eğitimde aranmakla birlikte kısa dönemli çözümlerin denendiğini görmekteyiz. Ek olarak, 2008-2009 finansal krizin genç işsizliği tüm dünyada derinden etkilediğini literatürdeki birçok çalışma gösteriyor.

 

1.Literatür Taraması

Scarpetta et al. (2012) genç işsizliğin 2008-2009 finansal ekonomik krizinden çok etkilendiğini ve dünya çapında birçok ülkede genç işsizlik oranlarının arttığını belirtiyorlar. Ek olarak, günümüzde gençlere yatırım yapıp, onların iş hayatına girişlerinde adil şansın tanınmasının birçok ülkede öncelikli politika haline geldiğini vurguluyorlar. Bir diğer çalışmada ise yine finansal krizin birçok Avrupa ülkesindeki genç işsizliği derinden etkilemesini belirtmek ile beraber, gençlere eğitim ve iş fırsatlarının sağlanmasının onların okul eğitiminden iş hayatına geçişlerinde önemli bir etken olabileceği söyleniyor. Buna ek, sendikaların ve işçi deneklerinin gençlerin iş hayatına girişlerinde faydalı rol oynayabileceğini belirtmekte(Dietrich, 2012).   Diğer yandan,  Gontkovicova et al. (2015) ekonomik durgunluk ile genç işsizlik bağlantısına dikkat çekip; genç işsizliği oluşturan kitlelerin genellikle sekiz yıllık eğitim ve altı eğitime sahip olan gençlerden oluştuğunu belirtmişler. Bunlara ek, Choudhry et al. (2012) analizleri sonucunda finansal krizin GSYH’ya olan etkisinin ötesinde bir etkinin genç işsizliği vurduğunu gözlemlemişler ve genç işsizliğin genel işsizliğe oranla krizden çok daha fazla etkilendiği saptamışlar. Bir sene sonra yaptıkları yeni araştırmaya göre ekonomik büyüme, ekonomik özgürlük, işgücü piyasası reformları, part-time iş istihdamı ve işgücü piyasasına yönelik politikaların işgücü piyasasını düzelttiğini, özellikle genç işsizliğe olan azaltıcı etkinin fazla olduğunu bulmuşlardır (Choudhry et al. 2013). Bu çalışmadan 10 yıl önce yapılan ve 1996 yılında Danimarka işgücü piyasasındaki radikal reformunu inceleyen akademik çalışma; Danimarka’da uygulanan genç işsizlik programının kısmen başarı sağladığının bize söylüyor. Bu programın uygulama sürecinde üç temel etki saptandığını söyleyen yazarlar, bu etkileri; direk program etkisi, programın duyurulma etkisi ve yaptırım etkisi olarak sıralıyor (Jensen et al. 2003). Fransa için yapılan bir çalışma ise genç işsizlik ile suç oranları arasındaki ilişkiyi saptamış ve suçlar ile mücadelenin çözümünün genç işsizlik ile mücadele etmekten de geçtiğini söylemekte (Fouere et al. 2006). Literatürdeki bir diğer çalışma, Gorry (2013), asgari ücretin işsizlik üzerindeki etkisini analiz etmiş. Model, Amerika’daki asgari ücretin 2007-2009 yılları arasındaki artışının genç işsizliği %2,8 artırdığını göstermekte. Buna ek olarak, Fransa, askeri ücreti ve prim ödemelerini Amerika işgücü piyasasındaki seviyeye düşürmesi halinde özellikle genç işsizliği olmak üzere genel işsizliğin azalacağını modellemekte.

 

1.1 BRICS ve Türkiye Literatürü

Literatürdeki çalışmalar bizlere genç işsizliğin de farklı sorunlara neden olduğunu, ülkelerin sorunun çözümü için politikalar geliştirdiğini ve geliştirmek zorunda olduklarını gösterirken; özellikle 2008-2009 finansal krizinin de genç işsizliği derinden etkilediğini göstermekte. Bu noktadan itibaren BRICS ülkeleri ve Türkiye üzerine yazılan makalelere yoğunlaşalım. BRICS ülkelerini son yıllarda ekonomileri hızlı büyüyen ve iktisadi kalkınma gösteren Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika oluşturmakta. Konuyla ilgili BRICS literatürüne baktığımızda; Brezilya’da son yıllarda yaşanan ekonomik büyüme, sosyal kalkınma ve yeni iş alanlarının yaratılmasına rağmen işgücü piyasasında hala önemli istihdam probleminin varlığından söz eden akademik bir çalışmaya rastlıyoruz. Yeni iş alanlarının yaratılmasının genç işsizliği çözebilecek etkin bir yol olmadığını, önemli olan noktanın çalışma koşulları olduğunu ve önemli bir iş güvenliği probleminin yaşandığını belirten yazarlar, bu alanda yeni bir hükümet düzenlemesinin genç işsizlik için çözüm olabileceği belirtilmiş(Campos, 2013). Diğer bir çalışma ise Brezilya işgücü piyasasında geçmişin izi etkisi saptamış. Bu etki, gençlik dönemini işsiz ve geçici kayıt dışı işlerde çalışma ile geçirenlerin ileriki yaşlarda da işsizlik sorunu yaşadığını gösteriyor(Cruces et al. 2012). Rusya’da ise Demidova&Signorelli (2012) finansal krizin etkisinden bahsetmekle beraber küresel ticarete açıklığın genç işsizlik üzerinde azaltıcı etki barındırdığını ve bölgesel ekonomik kalkınma değişkeninin ise anlamsız olduğunu ve genç işsizlik üzerinde etkisi olmadığını saptamışlar. Bunlara ek olarak, şehir nüfusu değişkeninin anlamlı olduğunu ve şehirleşme ile genç işsizliğin negatif ilişkiye sahip olduğunu bulmuşlar. Diğer bir çalışmaya,  Blinova et. al(2015)’ne göre Rusya’da genç işsizliğin bölgesel olarak farklılığında artış olduğunu belirtilmiş. Ekonomik kriz yılları genç işsizliğin bölgesel farklılığı[2] azalırken; kriz sonrası ekonomik iyileşmeyle beraber bölgesel farklılık tekrar artmış ve bazı bölgelerde genç işsizliğin ciddi artış gösterdiği saptanmıştır. Hindistan da ise genç işsizliğin durumu üzerine yapılan bir araştırma Hint hükümeti tarafından genç işsizlik üzerine uygulanan birçok politikanın ardında yatan temel düşüncenin, Hindistan’daki genç işsizlerin piyasa gereksinimleri doğrultusunda düşük kabiliyetlere sahip oldukları ve ilerleyen teknoloji ile gençlerin işsizlik problemi yaşadığını belirtmiş. Problemin çözümünün genç işsizlere verilecek iş eğitiminden geçtiğini belirtiliyor (Chaubey, 2000).  Bir diğer çalışmaya göre, yetersiz sosyal güvenlik sistemine ek olarak mesleki eğitim imkânlarının yetersiz olması, genç işsizliğe yol açan nedenler arasında gösterilmektedir (Sinha, 2013). Çalışma koşullarının iyi olduğu işlerin yetersiz olması ve ekonomik imkânlardan ötürü çalışma zorundalığı, gençleri erken yaşlarda kısıtlı eğitim imkânlarını da terk edip; düzenli bir maaş olanağının olmadığı, geçici işlere ve serbest mesleklere yönlendirdiğini bir diğer makalede görüyoruz. Yazarlar ayrıca Hindistan işgücü piyasasındaki bu durumun genç işsizlikte artan bir trende neden olduğu belirtiliyor (Mitra&Verick, 2013). Çin’de ise bölgesel farklılıkların olduğunu gözlemlemekteyiz. Wu(2003) Çin’in batı bölgelerinde yüksek işsizlik oranının olduğunu belirtmiş ve genç işsizliğin temel nedeninin erken yaşta okulu bırakma olarak tanımlamış. Schucher(2014) çalışmasına göre, genç işsizliğin şehirlerde 25-59 yaş arası insanların işsizlik oranına kıyasla iki katını geçtiğini belirtilmiş. Kırsal alanlardaki insanların iş bulabilmek umudu ile kentlere göç ettiğini ve bu insanların işsizlik oranının 2011-2012 yılları arasında sadece bir senede %1,3’lük artış gösterdiğini ve artmaya devam ettiğini söyleyen yazar, Avrupa ve diğer batı ülkelerine kıyasla genç işsizliğin düşük olmasına rağmen gelecekte artan bir trende gireceğini öne sürüyor. Güney Afrika’da ise genç işsizliğin boyutu diğer BRIC ülkelerine göre çok daha devasa bir durumda. Okojee (2003) çalışması, ülkedeki ümidi kırık işsizlerin [3]büyük bir kısmını gençlerin oluşturmakta olduğunu, bölgeler arası fırsat eşitsizliğinin getirdiği eğitim, iş tecrübesi farklılığının bulunduğunu belirtiyor. Yazar ayrıca, gençlere uygulanan maaş yardımının, istidamı artıracağının öne sürülmesinin tek başına pek yeterli olamayacağını, çünkü işsiz gençlerin büyük bir kısmını oluşturan ümidi kırık işsizlerin çoğunun fakir, az eğitimli  olduğuna ve geçmiş iş tecrübelerinin olmadığına dikkat çekmiş. Banerjee et al. (2008) çalışmasına göre ülkede beyazlar(unnative) ve afrikalılar (native) arasında gelir eşitsizliğinin olduğunu anlamaktayız. Ümidi kırık işsizlik oranının beyazlarda %1.7 iken afrikalılarda %13.2 olduğu ve buna ek olarak kayıt dışı istihdamın beyazlarda %3.2 iken afrikalılarda %13 olduğu, verilen bilgiler arasında. Kayıtlı istihdam oranında ise 3 katından fazla bir fark olduğu belirtilmiş.[4] Genç işsizlik ve genel işsizliğe çözüm olarak eğitim programları, maaş desteği, iş arama kolaylıkları ve yapısal eğitim reformu önerilmiş. Lam et al. (2007) çalışması da ülkedeki ırksal eşitsizliği gözler önüne seriyor. Logit regresyon sonuçları istatistiksel olarak anlamlı çıktığı görülmekte. Sonuca göre Afrikalıların (Africans) çalışma olasılığı Melezlere(Coloureds) göre yüzde 34 daha az iken Melezlerin çalışma olasılığını da Beyazlara (Whites) oranla yüzde 15 daha az. Türkiye’de ise genç işsizliğin son derece güncel bir problem olduğu birçok yayında dile getirilmekte. Tasci&Tansel(2005) 2000-2001 hanehalkı işgücü anketlerini temel alarak yaptıkları analize göre genç kadınların erkeklere oranla iş bulma olasılığının düşük olduğunu ve özellikle ülkenin doğu kısmında işsizlik riskinin yüksek olduğunu belirtmiş. Ayrıca üniversite diplomasının genç erkekler için iş bulma imkânına pozitif etki yaparken genç kadınlar için bu etkinin olmadığı da diğer bulgular arasında. Ercan (2007) çalışmasına göre kentsel alanlarda eğitimli genç nüfusun işsizlik problemi yaşadığını görüyoruz. Ayrıca, genç işsiz kitlenin yüzde 40’a yakınının ilk defa iş aradığı belirtiliyor.

 

2. BRICS Ülkeleri ve Türkiye’de Genç İşsizliğin Karşılaştırılması

         BRICS ülkeleri terimi, son yıllarda ekonomisi hızlı büyüyen Brezilya, Rusya, Çin ve Güney Afrika ülkeleri için kullanılan bir kısaltmadır. Türkiye’yi gelişmiş ekonomiler ile karşılaştırmaktan ziyade bu ülkeler ile karşılaştırmanın daha doğru olduğunu düşünmekle beraber; bu ülkelerin birbirlerinden farklı dinamikleri olduğu gerçeğini de belirtmek isterim.

BRICS ülkelerinde, Türkiye ve diğer dünya ülkelerindeki genç işsizlik problemi hakkında literatürden edindiğimiz bilgi ışığında, dünya bankası genç işsizlik verisini yorumlarsak; grafikte ilk olarak, 2016 yılı en günce veri ile %50’nin üzerinde genç işsizlik sorunu yaşayan Güney Afrika göze çarpıyor. Literatürdeki çalışmalar ülkede ciddi bir ırksal eşitsizlik ve bunun doğurduğu fırsat eşitsizliğinin olduğunu gösteriyor. BRIC ülkeleri içerisinde verinin de gösterdiği üzere genç işsizlik problemini Güney Afrika derinden yaşamakta. Ülkenin eğitim sorununu ve bu alandaki eşitsizliği Lam et al.(2009) çalışması da desteklemekte. Çalışma ülkedeki zengin ile fakir kesimin ve bu kesimleri oluşturan gençler arasında ciddi bir eğitim farklılığını ve bunun sonucunda iş bulma imkânı arasındaki uçurumu gösteriyor. Irksal eşitsizlik probleminin çözümünün, ülkenin yüksek genç işsizlik oranını düşürmede en önemli yol olduğunu düşünmekteyim. Grafikte göze çarpan diğer detay ise Çin ve Hindistan’daki genç işsizliğin neredeyse tüm veri itibari ile birlikte hareket etmesi ve diğer ülkelere nazaran düşük olması. Bu noktada şunu belirtmeliyim ki bu iki ülkedeki devasa nüfus bu verinin hesaplamasında problem teşkil etmekte ve literatürde de bu ülkelerdeki işsizliği hesaplanma teknikleri üzerine birçok makale mevcut. İki ülke hakkında bir önceki bölümde sunulan literatüre göre Hindistan da çalışma şartlarının zorluğunu ve sosyal güvenlik sıkıntısının olduğunu görüyoruz. Hindistanlı gençlerin yoksulluktan doğan çalışma zorundalıkları yüzünden kısıtlı okul imkânlarından feragat etmesi ülkede bir eğitim problemi de doğuruyor. Çin’de ise bölgeler arası farklılıklar gözükmekte ve ülkenin batı bölgelerinde kısıtlı iş imkânlarının gençleri şehirlere göç etmeye zorlaması, şehirlerde artan işsizlik problemini güçlü tutmakta. Globalleşmenin etkisiyle küresel sermayenin ucuz işgücüne yönelmesi bu iki ülkede istihdam yarattığı aşikâr iken işsizlik probleminin çözülmediği de bir gerçek. İlerleyen yıllarda işsizliğin özellikle genç işsizliğin bu ülkelerde artması beklenmekte ve literatürdeki çalışmalar da bu beklentiyi doğrular nitelikte. Bu iki ülke için genç işsizlik probleminin çözülmesi devasa nüfusları göz önünde bulundurulduğunda hükümetleri tarafından çok büyük bir enerjinin harcanması gerektiğini göstermekte. Diğer yandan grafikte üç ülkenin (Brezilya, Rusya, ve Türkiye) 1991 itibari ile 2008-2009 finansal krize kadar birbirinden bağımsız hareket ettiğini gözlemlemekteyiz. Kriz itibari 2015 yılına kadar kısmen birbirlerine yakınsama olduğunu görüyoruz. Literatüre döndüğümüzde öncelikle Brezilya’da da çalışma koşullarında sıkıntılar olduğu belirtilmekte. Ülkenin son yıllarda gösterdiği ekonomik büyümenin genç işsizlik sorununa kalıcı çözüm getirmediğini gösteriyor. Ayrıca grafiğe baktığımızda Brezilya’da genç işsizliğin 2014 yılı itibari ile artma eğitimi gösterdiğini görüyoruz. 2016 yılı son verisine göre genç işsizlik oranı, ülkede yüzde 24 gibi yüksek bir orana ulaşmış. Bu noktada, çalışma hayatının düzenlenmesi ve yeni politikaların geliştirilmesinin zorunlu olduğunu düşünmekteyim. Rusya’da ise literatür bölgesel farklılıkların olduğunu bize söylemekte. İşsizlik probleminin kısmen az olduğu bölgelerde, ekonomik kriz yıllarında işsizliğin daha da artması diğer bölgeler ile istihdam farklılığının azaldığını fakat ekonomik kriz sonrası bu farkın tekrar açıldığını söylüyor. Ayrıca bölgesel ekonomik kalkınmanın genç işsizliğe bir çözüm getirmediğini gösteren literatür bize ülkedeki küresel ekonomiye açıklığın bulunduğu şehirlerde genç işsizlik sorununun daha az hissedildiğini söylemekte. Rusya için problemin çözümünün küresel ekonomiye entegrasyonun tamamlanması ve bölgesel ekonomik farklılıkları azaltacak eğitim temelli politikalardan geçtiğini düşünmekteyim.

Türkiye için problemin çözümüne yönelik yorumlara ayrı bir paragraf ile devam etmek istiyorum. Bilindiği üzere Türkiye’nin dinamik nüfusu ya da nüfusunun genç olduğuna yönelik söylemlerin yıllardır sürdüğünü biliyoruz. Ülkede sürekli dile getirilen bu genç nüfusun yaşadığı işsizlik probleminin nedenlerini anlamanın önemli olduğunu düşünmekteyim.  Bir ülkede genç kitlelere yeterli istihdam sağlanmadığında; o ülkenin dinamik bir nüfusa sahip olması hiçbir anlam ifade etmeyeceğini dile getirmek istiyorum. Literatürdeki çalışmalardan biri olan Bayraktar&İncekara (2013), Türkiye için genç işsizliğin nedenlerini; eğitim sorunu, kabiliyet göz önünde bulundurmadan yüksek maaş beklentisi olarak nitelemişler. Hükümetin genç işsizliğe yönelik programlarını incelemişler ve mesleki eğitim kurslarının sorunun çözümü için etkin bir yol olarak göstermelerine rağmen; Hirshleifer et al.(2016) çalışması ise İşkur tarafından düzenlenen mesleki eğitim kurslarının beklentilerin aksine istihdam üzerine bir etkisi olmadığını, istatistiksel olarak ilgili değişkenin anlamlı olmayan sonucu ile bizlere sunmakta. Bu noktada, ben de bu kursların yetersiz olduğunu ve devlet tarafından işsizlik sorununun üzerini örtme girişiminden ibaret olduğunu düşünmekteyim. Grafiğe baktığımızda 2016 yılı itibari ile genç işsizlik oranının %18,8’e ulaştığını gözlemlemekteyiz. Bu rakam grafikteki diğer ülkeler ve bazı Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında çok radikal olarak karşılanmayabilir. Lakin bu durum ülkemizde genç işsizlik sorununun yaşandığı gerçeğini değiştiremez. Literatürdeki çok önemli çalışmalardan biri olan Çelik (2008), gençlerin işsizlik sürecinde ekonomik olarak temel destekçilerinin aileleri olduğunu devletin bu alanda çok zayıf kaldığını belirtmiş. Yazar, gençlerin işsizlik süreçlerinde ailelerin ekonomik ve sosyal kaynaklarını tükettiğini ve ailelerine aşırı derecede bağımlı olduklarını ortaya koymuş. Bu durum gençlerin ekonomik bağımsızlık sorunu yaşadığını bizi gösteriyor. Genç işsizlik sorununun çözümünde aranan yollardan biri olan İşkur’un üç aylık mesleki eğitim programlarının da soruna bir çözüm getirmediğini düşünmekteyim. Literatürde bulunan birçok makalenin de gösterdiği gibi mesleki eğitimin yetersiz olması ülkemizin yaşadığı yapısal sorunlardan biri olarak gözükmekte. Son 15 yılda üniversite sayısında yaşanan patlamanın, bir önceki bölümde, 2000-2001 Hanehalkı İşgücü Anketleri üzerine yapılan Tasci&Tansel (2005) çalışmasının belirtiğinin aksine üniversite mezun sayısının aşırı artmasının üniversite diplomasının iş başvurularında önemli bir etken olmaktan uzaklaştığını düşünmekteyim. Üniversite sayısındaki bu patlamanın, mesleki liseleri ve mesleki ön lisans programlarının var olan yetersiz niteliğini de yok ettiğini varsayıyorum. Bu noktada ülkenin yaşadığı bu yapısal problemin çözümünün, mesleki liselerin ve ön lisans programlarının öğrencilere cazip bir hale getirilmesi ve bu eğitim sonrası iş bağlantılarının sağlanmasından geçtiğini düşünmekteyim. Ayrıca, meslek liseleri ile ilgili sektörlerin bağlantılarının sağlanması, adeta iç içe geçirilmesi, çok büyük önem arz etmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin dinamik nüfusa sahip olmasının istihdam edilemediği takdirde bir önem arz etmediğini belirtmek isterim. Ayrıca, bu geniş kitlenin istihdam edilememesi ve ailelerine bağımlı olarak kalması, ülke ekonomisi açısında verimlilik kaybı olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan, Fransa için yapılan çalışmada gözlemlediğimiz üzere, genç işsizlik ve suç oranları ilişkisinin hemen hemen genç işsizlik sorunu yaşayan tüm ülkelerde cereyan edebileceğini söylemek isterim. Gençlerin hayatlarının en aktif dönemlerinde çalışma olanağı bulabilmesinin hem ülkeleri hem de kendileri ve aileleri için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çözüm olarak daha yukarı ölçekten bakarsak, iktisat teorisinden hareketle izlenebilecek iki popüler yol gözükmekte. Birincisi, kısa dönemde atılacak adımlar yani Keynesyen politikalar ile kamu gücüyle istihdam yaratmak yada kredileri gevşeterek özel sektörü desteklemek. Dolayısıyla, bu politikalar, toplam talebin artırabilmektedir ve istihdama yapacağı pozitif etki ile büyüme desteklenecektir(üç aylık İşkur programları da bu çerçever içerisindedir). Bu politikanın, yatırımlarım üretici olmayan sektörlere, inşaat gibi, yapılması istikrarsızlığa ve enflasyona neden olabilmekte. Ek olarak, kamu eli ile istihdam politikasına yönelinirse bütçe açığını daha da artıracağını söyleyebiliriz. İkincisi ise, uzun dönemde aranacak çözümlerdir. Bu çözümleri; yapısal reformların hayata geçirilmesi, özellikle ulusal eğitimin niteliğinin tartışılması ve tamamiyle gözden geçirilmesi (yaşanan yapısal problemlerin temelinde eğitimin yattığını literatürde de gözlemledik), sıkı para politikası ile para arzının kontrol edilmesi, enflasyonist politikalardan uzak durulması olarak sıralayabiliriz. Fakat bu politikaların, uzun dönemde yüksek işsizlik problemini ne derecede çözeceğini kestirmek pek mümkün değildir. Öte yandan, 2017 referandumu sonrası yaşanan ekonomik bunalımı aşmak, artan işsizliğe çözüm arama için kredilerin genişletilmesi, çift haneli işsizlik oranını ve %20 üzerindeki genç işsizliğe çözüm olamamasıyla birlikte çift hanelerdeki enflasyonu da körükledi ve bütçe açığının da artmasına neden oldu. Bu noktada çözümün bu iki olası politika seçimi ile kalıcı olarak çözülmesinin pek mümkün olduğunu düşünmemekteyim.

 

3.Referanslar

Banerjee, A., Galiani, S., Levinsohn, J., McLaren, Z., & Woolard, I. (2008). Why has unemployment risen in the new South Africa?. Economics of Transition, 16(4), 715- 740.

Bayraktar, S., & İncekara, A. (2013). Profile of youth unemployment in Turkey. Journal of Labor Relations4(1), 15-38.

Blinova, T., Markov, V., & Rusanovskiy, V. (2015). Youth unemployment in Russia: Models of interregional differentiation. Regional Formation and Development Studies15(1), 7-18.

Campos, A. (2013). Towards a state policy to combat youth unemployment and the precarious labour market in Brazil.

Chaubey, P. K. (2000). Youth and unemployment in perspective: the Indian context. Indian Journal of Labour Economics43(2).

Çelik, K. (2008). ‘My state is my father’: youth unemployment experiences under the weak state welfare provisions of Turkey. Journal of Youth Studies11(4), 429-444.

Cruces, G., Ham, A., & Viollaz, M. (2012). Scarring effects of youth unemployment and informality: Evidence from Brazil. documento de trabajo del CEDLAS, Facultad de Ciencias Económicas, Universidad Nacional de la Plata, Argentina.

Demidova, O., & Signorelli, M. (2012). Determinants of youth unemployment in Russian regions. Post-Communist Economies24(2), 191-217.

Dietrich, H. (2012). Youth unemployment in Europe. Theoretical considerations and empirical findings. Available at: library. fes. de/pdf-files/id/ipa/09227. pdf. Last access16(7), 2012.

Ercan, H. (2007). Youth employment in Turkey. ILO.

Fougère, D., Kramarz, F., & Pouget, J. (2009). Youth unemployment and crime in France. Journal of the European Economic Association7(5), 909-938.

Gontkovičová, B., Mihalčová, B., & Pružinský, M. (2015). Youth Unemployment–Current Trend in the Labour Market?. Procedia Economics and Finance23, 1680-1685.

Gorry, A. (2013). Minimum wages and youth unemployment. European Economic Review, 64, 57-75.

Hirshleifer, S., McKenzie, D., Almeida, R., & Ridao‐Cano, C. (2016). The impact of vocational training for the unemployed: experimental evidence from Turkey. The Economic Journal126(597), 2115-2146.

Jensen, P., Rosholm, M., & Svarer, M. (2003). The response of youth unemployment to benefits, incentives, and sanctions. European Journal of Political Economy19(2), 301-316.

Lam, D., Ardington, C., & Leibbrandt, M. (2011). Schooling as a lottery: Racial differences in school advancement in urban South Africa. Journal of development economics95(2), 121-136.

Lam, D., Leibbrandt, M., & Mlatsheni, C. (2007). Education and youth unemployment in South Africa.

Marelli, E., Choudhry, M. T., & Signorelli, M. (2013). Youth and the total unemployment rate: The impact of policies and institutions. Rivista internazionale di scienze sociali, 121(1), 63-86.  

Mitra, A., & Verick, S. (2013). Youth employment and unemployment: an Indian perspective. ILO.

Scarpetta, S., Sonnet, A., Livanos, I., Núñez, I., Riddell, W. C., Song, X., & Maselli, I. (2012). Challenges facing European labour markets: Is a skill upgrade the appropriate instrument?. Intereconomics47(1), 4-30. 

Schucher, G. (2014). Loser or rebels? Unemployed youth in China. In ECPR General Conference, September (pp. 3-6).

Sinha, P. (2013). Combating youth unemployment in India. Режим доступа: http://library. fes. de/pdf-  files/iez/09728. pdf (дата обращения: 25.01. 2015).    

Tanveer Choudhry, M., Marelli, E., & Signorelli, M. (2012). Youth unemployment rate and impact of financial crises. International journal of manpower, 33(1), 76-95.

Tasci, H. M., & Tansel, A. (2005). Youth unemployment duration in Turkey. METU Studies in Development32(2), 517.

Yu, D. (2013). Youth unemployment in South Africa since 2000 revisited. Documentos de trabajo  económico, 4, 13.           

Wapshott, N. (2011). Keynes Hayek: The clash that defined modern economics. WW Norton &   Company.           

Wu, Z. (2003). The persistence of regional unemployment: evidence from China. Applied Economics35(12), 1417-1421.

 



[2] Bölgesel farklılık: işsizlik oranının bazı bölgelerde düşük olurken; bazı bölgelerde yüksek olası.

[3] Ümidi Kırık İşsizlik: Geçmişte iş aramış ama bir süre sonra iş aramayı bırakmış, iş olsa çalışabilecek fakat çalışabileceği işin varlığına inanmayan veya ümidi olmayan kitle.

[4] Afrikalılar %20,9 Beyazlar %62,9