İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa Feminist Çalışma Grubu: “FEMİNİZM ŞİMDİ! Dördüncü Bölüm: Kurumsal Değişiklikler: Otoriterlik ve Demokrasiden Uzaklaşma” | Çeviri: Fethiye Beşir-İletmiş

Kurumsal Değişiklikler: Otoriterlik ve Demokrasiden Uzaklaşma

Avrupa Feminist Çalışma Grubu[i]

05.05.2020

Çeviri: Fethiye Beşir-İletmiş

Orijinal Metin: https://www.rosalux.de/en/news/id/42140/feminism-now

Ekonomik kriz ve durgunluk yaşamakla kalmadık, aynı zamanda bir süredir Polonya’da (PiS 2019’da çoğunluk elde ederek yeniden seçildi), Macaristan’da (Fidesz 2010’dan beri iktidarda) veya Fransa’da (2017’de cumhurbaşkanlığı seçiminde Ulusal Cephe ikinci geldi) Avrupa’daki sağ siyasi partilerin yükselişini gördük. Birçok hükümet, kendi iktidarını güçlendirmek ve siyasi hedefinde ilerlemek amacıyla kriz durumunun dayattığı acil durumu kullanarak sivil toplumun haklarını kısmak ve özellikle kadın haklarına* saldırmak için otoriter önlemleri benimsedi.

Enfeksiyonu önlemek ve sosyal hizmet çalışanları ve hastaneler üzerindeki baskıyı hafifletmek için bazı fiziksel mesafe önlemleri gerçekten de yerinde. Ancak, fiziksel mesafeyle birlikte, sorumlu hareket etme vurgusunun bireye yüklenmesiyle birçok Avrupa ülkesinde kemer sıkma uygulamaları ve sağlık sektörünün özelleştirilmesinin hükümetlerin krize etkin bir şekilde yanıt verme yetisini ket vurduğu gerçeğini gizlediğini vurgulamak önemli. Aynı zamanda, diğer hükümetlerin sınırların kapatılması, artan (dijital) gözetim, medya yayınlarının manipülasyonu, genişletilen polis yetkileri ve gösterilerin yasaklanması gibi müdahaleleri baskıcı, genellikle anti-demokratik ve anti-feminist.

Kadın* sığınma evlerinin, kürtaj klinikleri ve bilgilendirme merkezlerinin kapatılması, (Almanya’da) acil olmayan ameliyatların ertelenmesi veya (Polonya’da son zamanlarda görüldüğü gibi) hükümetlerin hamileliğin sona erdirilmesini yasaklayan yasaları pişkince uygulama girişimleri, kadınların* kendi bedenleri hakkında özerk kararlar alabilmelerini sınırlayan, açıkça toplumsal cinsiyetçi etkileri olacak kararlar. Özellikle endişe verici olan, kurulu demokrasilerde, demokrasiyi koruyacak önlemler alınmadan ve hükümet gücüne sınır konmadan kabul edilen otokratik düzenlemeler. Düzenlemelerin geçici olarak tanımlanmasına rağmen, geçirilen yasaların çoğu hükümet yetkilerinin iki yıla kadar, Macaristan’daki gibi bazı durumlarda ise süresiz olarak uzatılabildiği görüldü.

Böylece otoriter liderler, devlet, siyasi aktörler ve sivil toplum arasındaki güç dengesinin bozulmasına yol açan “gerekli” dedikleri reformları dayatarak daha da güçleniyorlar. Birçok ülkede medyanın bağımsızlığı ve tarafsızlığı da tehlikeye atıldı. Kadınları*, LGBTIQA+ bireyleri ve özellikle diğer azınlıkları temsil eden örgütler, bu süre zarfında kendilerini faaliyetleri kısıtlanmış buldular. Sol feminist fikirler ve hareketler, geleneksel ataerkil toplumda yıkıcı bir güç olarak algılandıkları için saldırıya uğruyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının toplumun etkin işleyişi için gerekli görülmemesi, demokrasinin başarısızlığa uğruyor olmasının bir işareti.

İlginizi çekebilir  Farhad Eivazi ile İran Sineması Film Okumaları

Bunlar, haklarımızı azaltmak ve seslerimizi kısmak amacıyla siyaseti ve toplumu demokrasiden uzaklaştırmaya yönelik otoriter girişimlerdir. Bu da bizim için aşağıdakilerin çok önemli olduğu anlamına geliyor:

• Otoriterliğe karşı ilerici hareketlerin başarılarını savunmak. Kadın* ve LGBTIQA+ topluluklarının haklarının kısıtlanmasına izin vermemeliyiz.
• Toplum içindeki çeşitliliği tanımak ve değer vermek. Feminizme karşı tepkiye direnmeli ve haysiyet ve toplumsal adalet mücadelelerini desteklemeliyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınlar*, queer ve trans bireyler, Renkli İnsanlar, Romanlar ve diğer azınlıklar için eşit haklar konusunda ısrar etmeliyiz.
• Kapatma süresinde dahi, halk sağlığı hizmetleri aracılığıyla ücretsiz, yasal kürtaja erişimi teminat altına almak,
• Demokrasiden uzaklaşma sürecini durdurmak. Kadınlar* ve diğer ötekileştirilmiş gruplar, görünür kalmak ve haklarını savunmak için kamusal alanı her zamankinden daha fazla kullanmalıdır.


[i] Bu Feminist Manifesto Roza Lüksemburg Vakfı’nın Avrupa Feminist Çalışma Grubu’nun üyeleri tarafından yazıldı. Belçika, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Yunanistan, Polonya, Rusya, İspanya, İngiltere ve Ukrayna’da, Avrupa’nın her yerinde yaşıyoruz ve çalışıyoruz.

Görsel: iStock by FernandoPodolski

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir