İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Polonya’da kürtaj yasağı protestosu: “Bizim bedenlerimiz, bizim hayatlarımız!” | Çeviri: Fethiye Beşir-İletmiş

Polonya’nın dört bir yanındaki kadınlar, Katolik ruhban sınıf ve hükümetteki dostlarının barbarca saldırısına karşı ayaklanıyor.

Zofia Malish

30.10.2020

Çeviri: Fethiye Beşir-İletmiş

Orijinal Metin: https://roarmag.org/essays/protesting-polands-abortion-ban-our-bodies-our-lives/

Geçen Perşembe, Polonya Anayasa Mahkemesi, fetüste ciddi ve ölümcül genetik bozukluk görülen vakalarda gebeliğin sonlandırılmasını yasakladı. Mahkemenin kararı, temel insan haklarını ihlâl ediyor ve nesiller boyu Polonyalı kadınları kişisel trajedilere ve işkenceye mahkûm ediyor. Küçük kasabalar ve muhafazakâr bölgeler de dahil olmak üzere ülkenin her yerinde ve yurtdışında kitlesel protestolar patlak verdi.

Polonya kamuoyu, kürtaja yönelik kısıtlamalara büyük ölçüde karşıydı, öyle olmaya da devam ediyor. Aslında çoğunluk tüm kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor. Lewica Razem (Birlikte Sol) ve Polonya parlamentosundaki Sol gruplar, kürtaj işlemlerine yardımcı olmaya devam eden tıbbi personelin veya özel kişilerin cezalandırılmasını önlemeye hazırlanıyor.

Bu, medeni hali ne olursa olsun tüm Polonyalı kadınların, gebeliğin 12. haftasına kadar evrensel ve koşulsuz gebelik sonlandırma hakkıyla ilgili olarak Razem’in devam kampanyasının yanı sıra ilk iyileştirici önlem çalışması.

Siyasileşmiş Anayasa Mahkemesi kararının Polonyalı kadınların sağlıkları, yaşamları, aileleri ve geçimleri üzerinde muazzam sonuçları var. Rahim dışında yaşayamayacak fetüsleri taşıyan kadınlar, doğum yapmaya ve çocuklarının ölümlerine tanık olmaya zorlanacaklar, en iyi ihtimalle ciddi engellere sahip çocuklarına hayatlarını adayacaklar. Kararın ayrıca, muhtemelen özel kliniklere taşınacak doğum öncesi teşhis prosedürlerine ve araştırmalara erişim konusunda da sonuçları olacak

Bu karardan önceki yasalar zaten baskıcıydı: 2014’te engelli çocuğu olan, devlet desteğine muhtaç bir grup anne, cesurca bir başkaldırıyla parlamentoyu işgal etti.

Mahkemenin kararı, kadınların yaşamları ve bedenlerine karşı bir başka barbarca saldırıya işaret ediyor. Bu, Katolik din adamları ve şu anda iktidarda olan seküler müttefiklerinin, kadınların yaşamlarının en saldırgan bir şekilde istilası.

Karar aynı zamanda Polonya’nın demokratik kurumlarına da bir saldırı. Bu fiili kürtaj yasağının, yasama hilesi yoluyla getirildiği de oldukça aşikârdı. Yargı kurumlarını Birleşik Sağ koalisyonunun (Zjednoczona Prawica) işine yarayacak şekilde ortadan kaldıran, bariz bir otoriter müdahale hareketi.

Bu, ilk denemeleri değil. Kilise’nin açık desteğiyle Katolik köktendinci lobi grupları, kürtajı bir şekilde yasaklamak için inatla savaştılar. Ancak en belirgini 2016’da, Razem’in eş düzenleyicisi olduğu Kara Protesto sırasında olmak üzere, Polonya’nın dört bir yanında kadınların kitlesel seferberliği ile geri püskürtüldüler.

Bu nedenle iktidardaki sağcı koalisyon, planlarını parlamento yoluyla değil, en uç siyasi müttefikleriyle dolu Anayasa Mahkemesi aracılığıyla gerçekleştirdi.

Karar, “kürtaj uzlaşması” olarak adlandırılan 1993’ün üreme hakları yasasını ortadan kaldırdı. Avrupa’daki en kısıtlayıcı kürtaj yasalarından biri olan yasa, aynı şekilde Solidarność sonrası yeni yönetici seçkinler tarafından Katolik Kilisesi ile kurulan patronaj ilişkisi yoluyla yürürlüğe girdi. O zamanlar, kürtajı yasal tutmak için 1,4 milyon imzalık bir dilekçe hiç dikkate alınmadı.

İlginizi çekebilir  Avrupa Feminist Çalışma Grubu: "FEMİNİZM ŞİMDİ! Avrupa’da yaşanan korona krizine karşı koymak için feminist bir manifesto" | Çeviri: Fethiye Beşir-İletmiş

Şu anda, kadınlar ve müttefiklerinden oluşan kalabalıklar, yasağın, ülkedeki muhafazakâr ve dini unsurların kadınlara kötü davranışında çok ileri giden bir adım olduğunu net bir şekilde göstermek için sokaklara ve kiliselere iniyor.

Hiç kuşkunuz olmasın: Polonya’da yükselen bir halk hareketi var. Bir taksi şoförü sendikası protestoya katıldı, çiftçiler kadınları desteklemek için traktör konvoyu oluşturdu ve hatta bazı futbol taraftarları ayaklanmaya katıldı. Özellikle, yerel yetkililer ve din adamlarının korkutmalarına rağmen bireysel olarak kadınların, sosyal medya yoluyla gösterileri örgütlemeyi üstlendikleri küçük kasabalara yayıldıkları gerçeğine bakarsak protestoların ölçeği, barajın yıkıldığını gösteriyor.

Razem bu menfur yasayı reddediyor. Ogólnopolski Strajk Kobiet (Grevdeki Polonyalı Kadınlar) ve diğer feminist ve dost örgütlerin yanında protestoda etkin bir şekilde yer alıyoruz. Karardan bu yana her gün yol kesme, grev ve yürüyüşler yapıldı ve planlanıyor. Pandemiyle ilgili resmî tavsiyelere uygun olarak gösteri yapma hakkımızı kullanıyoruz.

Polonya’nın Krakow kentinde Anayasa Mahkemesi’nin kürtaj yasasını sıkılaştırma kararına karşı protestoların dördüncü günü
(Omar Marques, Getty Images, 2020)

İki kamaralı Polonya parlamentosunun alt kamarası olan Sejm’deki sol gruplarla birlikte, kürtaj yapmaya devam eden tıbbi personel ve özel kişilerin cezalarının kaldırılmasına ilişkin bir tasarının, parlamentonun gündemine alınmasını talep ettik. Solcu kadın parlamenterler kürsüyü işgal ederek, Polonya siyasetinde yaygın bir şekilde fiili karar verici olarak görülen Birleşik Sağ’ın lideri Jarosław Kaczyński’ye doğru, taleplerinin bulunduğu pankartları salladılar.

Daha sonra, Kaczyński uzun bir aradan sonra televizyona çıktı ve destekçilerine, karşılık vermeleri çağrısında bulundu. Donald Trump’ın şiddetli, radikal muarız fantezilerini tekrarlayarak, Polonya’nın ahlaki özünün Katolik olduğunu iddia edip, kiliseleri savunmaya ve “hazırlık ve hatta talim belirtilerini açıkça gösteren bir nihilizmle” savaşmaya çağırarak, kararla ilgili kendi siyasi cephesinin sorumluluğunun yönünü çevirdi.

Üyelerimizi barışçıl ama kararlı yanıt etrafında örgütlüyoruz. Kadınların temel haklarına yönelik saldırılardan doğrudan sorumlu olanları, köktendinci lobicileri ve yasağın yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki her aşamada kararı destekleyen politikacıları hedef alıyoruz. Parlamentoda, Polonyalı kadınların, hamileliğini herhangi bir nedenle ve ücretsiz olarak gebeliğin 12. haftasına kadar kayıtsız şartsız sonlandırma hakkı için mücadele etmeye devam ediyoruz. Bir kadının bedeni hakkında karar verme, sağlığını ve yaşamını koruma hakkı her şeyden önemlidir ve önceden verilmiş herhangi bir tavize geri dönüş olmayacak.

Dünyanın her yerinden dostları, müttefikleri ve yoldaşları örgütlenmeye çağırıyoruz. Yakın zamanda, ABD başkanının kişisel avukatı Jay Sekulow’un Polonya dahil tüm Avrupa’da kadın ve LGBT haklarıyla mücadeleye milyonlarca dolar akıttığını öğrendik. Küresel gerici dalgayı durdurmamızın tek yolu birlikte, her yerde sokaklarda, bizim olanı talep etmektir: bizim bedenlerimiz, bizim hayatlarımız, bizim ülkemiz, dünya.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir